Dr. Öğr. Üyesi Seçil Hirik: Eylemlerde Alt-Üst Anlamlılık ve Gerektirme İlişkisi: Kısasü’l-Enbiya Örneği

Dr. Öğr. Üyesi Seçil Hirik: Eylemlerde Alt-Üst Anlamlılık ve Gerektirme İlişkisi: Kısasü’l-Enbiya Örneği
TYB Akademi 29 / Mayıs 2020 / 21. Yüzyılda Türkçe

Çalışmalarda mantık anlambilim (logical semantics) disiplini içinde ele alınan kavramlardan olan alt anlamlılık ve üst anlamlılık, öncelikle ad kategorisindeki varlıklar için değerlendirilmektedir. Filizok’a göre mantık anlambilim, sözcüklerin anlamını, içerme ve kapsama anlamları olarak ikiye ayırmakta ve sözcüklerin mertebe sıralaması ilişkisi ve içerme ilişkisi ile ilgilenmektedir. Filizok (2001: 15, 16), içlem (intension) olarak ele aldığı içerme kavramını bir kavram çözümlemesinde ortaya çıkan özelliklerin kümesi, şeklinde yorumlamaktadır. Eğer bir kavram içine aldığı bireylerin ortak niteliklerini, özelliklerini gösterirse o nitelikler kavramın içlemini oluşturur. Bununla birlikte kaplam (extension) yani kapsama, bir kavramın içine aldığı fertler kümesidir ve bir işaret tarafından belirlenmiş nesne sınıfıdır. Canlı teriminin bütün insan, hayvan ve bitkileri içine alması buna örnek gösterilebilir. Söz konusu anlambilim disiplini içinde ele alınan ve içerme-kapsama ilişkisini gösteren kavramlardan biri de alt anlamlılık (hyponymy)-üst anlamlılık’tır (hyperonymy). Mantık anlambilim dâhilinde kabul edilen konu, konuşurun çevresindeki nesneleri adlandırma, kavramlaştırma, tanımlama ve sınıflandırma ihtiyacının sonucunda ortaya çıkmış bir olgudur. İnsan, çevresinde gördüğü nesneleri tanımladıktan sonra hem benzerleriyle hem de diğerleriyle bir karşılaştırma yapma durumunda bulunmaktadır.

 

İnsan önce çevresindeki canlı ya da cansız nesneyi algılamaya çalışır, sonra varsa bir ad verme süreci yaşar ya da herhangi bir adlandırma söz konusu değilse adlandırır. Adlandırma sürecini tanımlama süreci takip eder. Tanım yapılırken de işlevi, şekli, konumu gibi bilgiler kodlanır. Örneğin bir «ağaç» tanımlanırken yaprakları yeşil olan, dalları olan, uzun ya da kısa gibi niteleyici, ormanda, evin yanında, gölün kenarında gibi konumsal ya da çam, kavak, çınar, selvi, sedir gibi türe dair bilgiler bulunmaktadır. Ancak tüm bu bilgiler bahsi edilen “ağaç”ı diğer ağaçlardan ayırmak için yeterli değildir. “Ağaç” bir küme kabul edildiğinde üzerinde konuşulan ağacı diğerlerinden ayıran başka bilgilerin de konuşma içerisinde yer alması gerekmektedir. Bunun için de Katz ve Fodor’un bahsini ettikleri anlam belirticiler devreye girmektedir.

 

Giraud, Katz ve Fodor’un dil bilgisi belirticileri, anlam belirticileri ve seçme kısıtlamalarını belirleyen ayırıcılar tarafından tanımlanan sözcüklerden oluşan bir sözlük hazırladıklarını belirtmektedir. Buna göre dil bilgisi belirticileri ad, önad vb. ile erillik, dişillik durumudur. Anlam belirticiler hayvan, insan vb. türleri içermektedir. Giraud (1999: 120), fiziksel nesne, hayvan gibi anlam belirticileri, Aristoteles’in mantık kategorilerinin yeniden düşünülmüş biçimleri olarak yorumlamaktadır. Anlam belirticiler, bir varlığa ait sınırlı bir küme sunan ve onun diğerlerinden ayrılmasını sağlayan özellikler sunmaktadır. “Sedir ağacı”nı “ağaç”tan ayıran özellik, onun genel ağaç kümesinden farklılık taşıyan dikenli, orta boylu bir ağaç olmasıdır. Bu durumda “ağaç” kümesini “bitki” kümesinden ayıran da dallarının, genellikle kalın gövdesinin ve üzerinde yapraklarının bulunmasıdır. Görülmektedir ki anlam belirticiler, özellik-genellik diğer bir deyişle içerme-kapsama ilişkisi taşımaktadır. Ayırt edici özellikler çoğaldıkça küme daralmakta ve daha sınırlı bir anlam/kavram alanı ortaya çıkmaktadır.

 

Yukarıda da söylendiği gibi mantık anlambilim içinde ele alınan konu anlam gösterici kümelerle ilgili olup alt anlam-üst anlam hiyerarşisini taşımaktadır. Aksan’a göre insan zihninde var olan bir yeti, dünyadaki nesneleri sınıflandırmayı, genel kavramlara ulaşmayı sağlar ve buna göre bir sınıflandırmayla canlı, bitki, memeli gibi genel kavramlar oluşur (2006: 40, 41). Aksan’ın da vurguladığı durumu içeren kavram, alt anlamlılık’tır. Alt-üst ya da cins-tür gibi ilişkileri içeren olgu, sözlüksel birimler arasındaki anlamsal içerilme bağıntısıdır (Vardar, 2002: 17; Altun, 2004: 120). Kavramı ortaya atan isim Lyons, alt anlamlılığın karşıt anlamlılık (antonymy) ve eş anlamlılık (synonymy) terimleri ile birleşmekte olup dilbilim ve mantıkta yer alan içerme ve kapsama terimlerine göre de son zamanlarda daha fazla geçerlilik kazandığını belirtmektedir. Örneğin, X çiçek sınıfı ve Y lale sınıfı ise, aslında X, doğrudan Y'yi içerir (X ⊃ Y & Y ⊅ X). Lyons’a göre alt anlamlılığın tanımında sorunlar vardır. Alt sınıfın mı üst sınıfa yoksa üst sınıfın mı alt sınıfa dâhil edildiği konusu açık değildir. Sözcüklerin uzanımı yani kapsamı düşünüldüğünde üst düzey sözcüklerin daha kapsayıcı olduğu söylenebilir; ancak kapsamı söz konusu olduğunda alt anlamlılık daha kapsayıcıdır.

 

Alt anlamlılık, Lyons (1977: 291, 292) için geçişli bir ilişkidir. X, y'nin bir alt anlamlısıysa ve y, z’nin bir alt anlamlısıysa x, z’nin bir alt anlamlısıdır. Örneğin, “inek” bir “memeli” alt anlamlısıdır ve “memeli” de bir “hayvan” alt anlamlısıdır; bu nedenle “inek”, bir “hayvan” alt anlamlısıdır. Genel nitelikli bir anlam biriminin, göreceli olarak, daha özel nitelikte bir anlam birimiyle kurduğu tek yanlı bir içerme bağıntısı olarak açıkladığı olgu için içerilen alt kavram için alt anlamlılık; içeren ya da kapsayan kavram için ise üst anlamlılık terimi kullanılır (Karahan, 2013: 188; İmer vd., 2011: 23, 255; Karaağaç, 2013: 124).

Palmer için aynı kavram ya da terim, hiyerarşinin çeşitli yerlerinde görünebilir. Bu durum çok anlamlılık olduğunda mümkündür. Anlamlardan biri, aslında başka bir anlamda kendi başına üstün olabilir. İngilizcedeki koyun (sheep) sözcüğü, belirli bir tür içinde yer alan tüm canlılar için kullanılır ve bu sözcük koyun (ewe), kuzu (lamb) ve koç (ram) için bir üst terim durumundadır. Köpekler için dog sözcüğü, erkek köpek anlamında aynı zamanda bitch (dişi köpek) sözcüğünün karşılığı olarak bir alt anlamlı durumundadır. Palmer (2020: 120, 121), bu ilişkiyi göstermek için aşağıdaki şemayı kullanır:

s0.png

 

Şekil 1: Palmer’ın alt anlamlılık şeması

 

Palmer’a göre alt anlamlılık olayı gerektirme denilen mantıksal ilişkiyi içermektedir. Bir tümcenin diğerini gerektirmesi demek birinci tümcenin doğru olması durumunda ikinci tümcenin mantıksal temellere dayanılarak doğru olması demektir. “Bu bir laledir.” demek “Bu bir çiçektir.” tümcesini gerektirir. Fakat unsurların tümüne atıf yapılıyorsa bu durumda tam tersi bir durum söz konusudur. “Tüm çiçekler sevimlidir.” ifadesi “Tüm laleler sevimlidir.” ifadesini gerektirir ancak tam tersi durum geçerli değildir (Palmer, 2020: 122, 123). Palmer’ın dikkat çektiği bu durumu Akşehirli (2015) de ifade etmektedir. Akşehirli, kavramların birbirini anlamsal olarak içermesi ilkesine dayanan ve doğal dillerde X, bir tür Y’dir (kind of) ilişkisi olarak tanımladığı alt anlamlılığın tek yönlü bir gerektirme ilişkisi ile de açıklanabileceğini iddia etmektedir. Örneğin “Bu bir karanfildir.” önermesi, “Bu bir çiçektir.” önermesini gerektirir, ancak bunun tersi doğru değildir. Miller’ın ortaya attığı taksonomik ilişkiler X, bir Y’dir ilişkisi, işlevsel ilişkilerse X, Y olarak kullanılır biçimindeki ilişkilerdir. Böylece tavuk<kuş ilişkisinin taksonomik, tavuk<yemek ilişkisinin işlevsel olduğu söylenebilir[1]. Akşehirli’nin belirttiği ilk ilişki türü kapsama durumunu ve sınıfsal özellikler içerirken ikinci ilişki gerektirme durumuna gönderme yapmaktadır. Görüldüğü gibi alt anlamlılık yalnızca cins-tür ilişkisini değil işlevsel ilişkiyi de içermektedir. Dolayısıyla bu ilişki ağı sadece ad türünün işaret ettiği varlıklar için değil eylemler için de geçerli bir durumdur. Bu görüşe katılan ve alt anlamlılığın sözlükçenin anlamsal düzenin yapı taşı olması ve bu nedenle tüm sözcüklerin bir sıralıdüzen ilişkisi içinde olduğu söyleyen Akşehirli’nin aksine Lyons, çalışmasında eylemlerin, önadların ve belirteçlerin x, y’nin bir türüdür şeklinde formüle edilemeyeceği için alt anlamlılık içermediğini dile getirmektedir. Adların ne tür (what kind of …) formülüne uygun olduğu bilinmektedir. Lyons, “Ne tür bir hayvandı?” ve “Bir inek miydi yoksa başka bir hayvan mıydı?” gibi soruların alt anlamlılık yönünde cevap verdiğini belirtmektedir (1977: 294).

Pek çok çalışmada adlarda görüldüğü söylenen alt-üst anlamlılık olgusu, daha önce de belirtildiği gibi kapsama-içerme ve gerektirme ilişkisi taşımaktadır. Özellikle canlı varlıklarda gösterilen bu durum, o varlığın ait olduğu kümeye işaret etmektedir. Aynı küme birden fazla alt unsuru da taşıyabildiği gibi söz konusu varlık, farklı kümelerin de elemanı olarak görünebilmektedir. Bu durumda işlevsel ilişki devreye girmektedir. Bunun için aşağıdaki şekiller incelenebilir:

 

s1.png

Şekil 2: Birden fazla alt anlamlılık gösterimi

s2.png

 

Şekil 3a: Taksonomik ilişki                  Şekil 3b: İşlevsel ilişki

 

Alt anlam-üst anlam içerme ilişkisi, özellikle işlevsel yön düşünüldüğünde yalnızca adlarla sınırlı kalmayacak durumdadır. İlgeçler ve daha, pek, çok gibi belirteçler haricinde her sözcük kategorisini mutlaka içeren veya her sözcük kategorisini mutlaka kapsayan bir alt veya üst küme bulunmaktadır. Örneğin güzel sözcüğü önad olarak ele alındığında niteleyici kümesinin bir elemanı olarak gösterilebilir. Eylemlerin alt anlam-üst anlam içerme özellikleri ad türünden sözcüklerdeki gibi ileri boyuttadır. Ancak eylemler söz konusu olduğunda bağlam ve işlev devreye girmektedir. Örneğin titre- eylemi, kork- eyleminin alt anlamlısıdır. Korkan bir kişi korkudan dolayı titreyebilir. Aynı şekilde gül-, kahkaha at- eyleminin alt anlamlısıdır. Kahkaha hareketinin içinde mutlaka gülme eylemi de bulunmaktadır. Tüm bu titre- ve kork-, kahkaha at- ve gül- eylemleri birbirlerini içermektedir.

 

Eylemlerde bir hareket birden fazla bileşeni içerebilir. Bu mantığı yakalayabilmek için öncelikle bağlam önem taşımakta sonra ise eylemin doğasını düşünmek gerekmektedir. Bu mantıkla öl- eylemi nefes alma- eylemini gerektirmektedir. İşlevsel ilişki düşünüldüğünde bir hareketin diğer hareketi gerektirdiği yönünde bağ kurmak, içerme ilişkisini tanımlamak için önem arz etmektedir. Bu şekilde bakıldığında yemek yap- eyleminin alt anlamlısı belki soğan doğra- olabilir. Lyons, her ne kadar eylemlerde bu ilişki görülmez dese de alt anlamlılığın tek taraflı sezdirmeler açısından tanımlanabilir olduğunu bir eylem üzerinden açıklamaktadır. Lyons’a (1977: 292) göre “(Onu bir arkadaşımdan satın aldım.” (I bought it from a friend.) önermesi, “Bir arkadaşımdan aldım.” (I got it from a friend.) önermesini içermektedir. Buna göre satın al- eylemi, sahip olmak anlamındaki al- eyleminin alt anlamlısıdır.

 

Türkçede alt anlamlılık ve üst anlamlılık ilişkisinin incelendiği muhtelif çalışmalar adlar özelinde görülmektedir. Bunlardan biri olan Efe’nin (2019) incelemesinde Atebetü’l-Hakayık’ta bulunan kişilik özelliklerini belirten sözcükler; Tanrı, organ, bitki, mevsim ve önadlarla ilgili alt-üst anlamlılık ilgisi gösteren sözcükler yer almaktadır. Erdem (2004) ise Türkmen Türkçesinde alt anlamlılık incelemesinde bulunmuştur. Bahsi geçen bu çalışmalarda alt anlamlılık olgusuna adlar üzerinden bakılmaktadır. Bununla birlikte eylemlerde de alt anlamlılıktan bahsetmek mümkündür. Eylemlerin alt anlamlılık özelliği taşıması adlardan daha farklı bir karakter gösterdiği gibi daha ileri ve karmaşık boyuttadır.

 

Bu çalışmada Harezm Türkçesi eserlerinden Kısasü’l-Enbiya’da yer alan eylem kategorisinden sözcüklerin alt anlam-üst anlam ilişkisi değerlendirilmiştir. Peygamberlerin hayat hikâyeleri ve mucizelerini, sahabenin ve dört halifenin menkıbelerini anlatan ve Rabguzi’nin yazdığı mensur eserde ayrıca 43 şiir bulunmaktadır. 1310 yılında yazılan eserin Arapçadan Farsçaya, Farsçadan da Türkçeye uyarlama olduğu bilinmektedir (Ercilasun, 2004: 375).

 

1. Kısasü’l-Enbiya’da Eylemler ve Alt-Üst Anlamlılık

Kısasü’l-Enbiya’nın hikâye türünde olması, içerisinde çok sayıda eylemin bulunması için bir sebep oluşturmaktadır. Eylemlerin eş anlamlıları ve çok anlamlılarıyla beraber genişçe yer tutması bu çalışmanın tarama kısmı için oldukça geniş malzeme sunması bakımından dikkate değerdir. Kısasü’l-Enbiya metni için Ata’dan (1997) yararlanılmıştır. Anlam ilişkisinin ortaya konabilmesi için bağlam önem arz ettiğinden eylemlerin geçtiği tümceler Türkiye Türkçesi karşılıkları ile aynen verilmiştir. Ayrıca eylemler, ait oldukları anlambilimsel sınıflara göre kategorilendirilmiştir. Bunun için Hirik’te (2018) yer alan anlambilimsel eylem sınıfları kullanılmıştır: 1. Duygu barındıran eylemler a. Süreç içeren duygu eylemleri b. Son sınır vurgulayan duygu eylemleri c. Anlık duygu eylemleri 2. Durağanlık belirten eylemler 3. Duygu çıktısı eylemler 4. Karşılıklı yapılan eylemler 5. Söyleme dayalı eylemler 6. Varlıkla ilgili eylemler 7. Olumlu ya da olumsuz sonuç barındıran eylemler 8. Hareket barındıran eylemler.

 

Yukarıda belirtilen sekiz anlambilimsel eylem kategorisi, bu çalışmada içerme-kapsama ve gerektirme ilgisi taşımaları yönünden beş kategoriye indirgenmiştir. Eylemler anlambilimsel kategorilerinin yanı sıra doğrudan alt-üst anlamlılık diğer bir deyişle kapsama içermeleri ve gerektirme ilgisi taşımaları bakımından da iki ayrı kategoride değerlendirilmiştir. Kısasü’l- Enbiya’daki eylemlerin ele alındığı çalışmada yer alan örnekler söz konusu teoriyi destekleyecek nitelikte temsil edici sayıda verilmiştir. Kısasü’l-Enbiya’da duygu bildiren, söyleme dayalı, varlıkla ilgili, durağanlık belirten ve hareket bildiren eylemler olmak üzere beş eylem kategorisinde örnekler bulunmaktadır. Ancak söz konusu eylemlerden duygu, durağanlık ve hareket bildiren eylemler hem kapsama hem de gerektirme ilgisi taşırken söyleme dayalı eylemler yalnızca kapsama, varlıkla ilgili eylemler de yalnızca gerektirme ilgisi taşımaktadır. 

 

1.1. Duygu Bildiren Eylemler

Konuşurun duygu durumunu gösteren eylemlerdir. Üzülme, sevinme, mutlu olma, nefret etme, korkma gibi duyguları içeren bu eylemler her ne kadar kendi içinde süreç içerme, son sınır vurgulama, anlık olma gibi kategorilere ayrılsa da çalışmanın temel konusu gereği bu ayrıntı üzerinde durulmayarak genel duygu eylemleri ele alınmıştır. Duygu çıktısı eylemler, duygu barındıran eylemlerin bir alt basamağı sayılmakta ve bir hareket başka bir harekete bağlı olarak gerçekleşmektedir. Korkunca titremek, üzülünce ağlamak gibi eylemler bu kategoriye dâhildir. Aslında bu tür eylemler, doğrudan içerme ve kapsama ilişkisi içermektedir. Bununla birlikte sınırlı sayıda da olsa gerektirme ilgisi kuran birkaç eylem de görülmektedir.

 

1.1.1. Kapsama İçeren Eylemler

külümsi-/külümsin-: gülümsemek> katkur-: katılarak gülmek

Yedūhā aydı: sançışka keldük. Veziri katkura küldi (64r 10). “Yeduha dedi: Savaşmaya geldik. Veziri katılarak güldü.”

muŋla-/muŋlan-: sıkılmak, üzülmek> ıŋra-: ağlayıp üzülmek

İmdi ol ulaş tamugda kalsun tegen du’asıdın korkup mundag ıŋranur men tedi (240v 19). “Şimdi o sürekli cehennemde kalsın şeklindeki duasından korkup öylece ağlayıp üzülürüm dedi.”

muŋla-/muŋlan-: sıkılmak, üzülmek> yıgla-: ağlamak

Aydı: bilür erdim maŋa kavuşturgusını amma kaçan kavuşturgusın bilmes-men anıŋ üçün yıglayur-men (101r 11). “Dedi ki: Bana kavuşacağını biliyordum ama ne zaman kavuşacağını bilmiyorum. Onun için ağlıyorum.”

 

1.1.2. Gerektirme İlgisi Taşıyan Eylemler

kız-: kızmak> basıl-: yumuşamak, öfkesi geçmek

Oglan barıp sıgadı erse Yeduhanıŋ öwkesi basıldı (98r 16). “Oğlan gidip sırtını sıvazlayınca Yeduha’nın öfkesi geçti.”

söw-: sevmek> ısın-: alışmak

Zeliha aydı: ançaga tegrü latif kördüm aŋa ısındım imdi latif boldum aŋa sığındım (109v 10). “Zeliha dedi: Ona doğru hoş gördüm ona alıştım şimdi hoş oldum ona sığındım.”

 

1.2. Söyleme Dayalı Eylemler

Temelde konuşma eylemini içeren hareket ve eylemleri anlatan sözcüklerdir. Kısasü’l-Enbiya’da söyleme dayalı pek çok eylem görülmektedir. Bunların da çoğunun üst anlamlısı “söylemek, demek, konuşmak” anlamındaki ay-, tė-, sözle- eylemleri ile ilişkilidir. Bunun yanı sıra metinde geçen sor-, sewünçle “müjdelemek”, ünde-“seslenmek”, tartış- gibi eylemlerin de söyle-, konuş- üst çatısına bağlı oldukları söylenebilir. Aşağıda “söylemek” anlamına gelen ay- sözcüğünün alt anlamlılarından bazıları yer almaktadır.

 

1.2.1. Kapsama İçeren Eylemler

ay-: söylemek>buyur-: emretmek

Aydı: Divlerge buyurur-men ol atagnıŋ suwın çıkarurlar (140r 11). “Dedi ki: Devlere buyurdum o adanın suyunu çıkarın.”

ay-: söylemek> okın-/okun-: çağrılmak

İdi ‘azze ve celleni okır-men, ol azizni selamet bizge tapşurgay tep tileyür-men (183r 8). “Yüce Tanrıyı çağırırım, o yüceyi bize sağ selamet ulaştır diye dilerim.”

ay-: söylemek>kıçkır-, kıgır-/kıgur-: bağırmak

İblis bildi kim sözin tiŋlemes, sekridi bir kıçkırdı sığır ürkti, kaçtı (128v 11). “İblis sözünü dinlemediğini bildi, sıçradı ve bağırdı, sığır ürküp kaçtı.”

Münadi koptı katıg ünün kıgırdı (75r 11). “Tellal kalkıp sert bir sesle bağırdı.”

 

1.3. Varlıkla İlgili Eylemler

Doğma, ölme, kararma, solma gibi doğal süreçleri taşıyan ve tümcede görünür hâlde bulunan eyleyenin aslında doğrudan ve istemli katkısının bulunmadığı varlıkla ilgili eylemlerde alt-üst anlamlılık ilişkisi üst düzeyde değildir. Sararma, kararma, kızarma gibi doğal dönüşüm içeren eylemlerin alt-üst anlamlısının tespiti kolay değildir. Ancak bununla birlikte Kısasü’l-Enbiya’da da geçen tog- “doğmak” ve öl- “ölmek” eylemleri arasında kapsama ilişkisinden ziyade zorunlu bir gerektirme ilgisi bulunmaktadır.

 

1.3.1. Gerektirme İlgisi Taşıyan Eylemler      

tog-: doğmak> öl-: ölmek

Oglan aydı: ölseŋ Mevli ta’ālā kazası birle ölgey-sen kazası birle ölgey-sen (128v 9). “Oğlan dedi: Öleceksen Tanrı mukadderatı ile öleceksin.”

 

1.4. Durağanlık Bildiren Eylemler

İçerisinde hareket barındırmayan, çoğunlukla sınır vurgulamayan eylemleri içeren sözcüklerdir. Bir süreç anlamı taşırlar. Kısasü’l-Enbiya’da durağanlık bildiren eylemler tür bakımından sınırlı olsa da belirli örneklerde görülmektedir.

 

1.4.1. Kapsama İçeren Eylemler

bil-: bilmek>ögren-: öğrenmek

Aytular: ürüŋ kögerçkün seniŋ imanıŋ erdi, sendin adrıldı, imdi ögrenür-sen tedi (22v 1). “Dediler: Beyaz güvencin senin imanındı, senden ayrıldı, şimdi öğrenirsin.”

tur-: durmak> tölen-: sabit ve sakin durmak

Bir ança havfga tölenür-men bir ança recaga inanur-men (18v 13). “Böyle bir korkuya karşı sakin dururum ve böyle bir umuda inanırım.”

yat-: yatmak>agna-: yatıp uzanmak

Yakup anı işitip Yusufnıŋ adakı altında agnayu başladı (69r 13). “Yakup onu duyup Yusuf’un ayağı altında yatıp uzanmaya başladı.”

1.4.2. Gerektirme İlgisi Taşıyan Eylemler

al-: almak> kazgan-: kazanmak

Karun aydı: Teŋri bermiş ermez, men öz erdemim birle kazgandım (125v 12). “Karun dedi: Tanrı vermiş değil, ben kendi öz erdemimle kazandım.”

al-: almak> keltür-/ketür-: getirmek

Sen hükm kılgu makamda koyunça men munda keltürür-men (149v 15). “Sen hükmedeceğin makamda bırakınca ben buraya getireceğim.”

Közsüz taş ketürdi Kabilni urdı, Kabil öldi (21r 9). “ Kör bir taş getirdi, Kabil’e vurdu, onu öldürdü.”

kal-: kalmak> tur-: durmak, beklemek

Ne üçün mendin yırak turur-sen? (81r 17). “Neden benden uzak duruyorsun?”

sor-: sormak> tap-: bulmak

Aytur-men: İlahi bu Muhammed ümmetleriga bu ta’at birle bu sevablar taparlar (215r 5). “Derim: Ey Tanrı. Bu Muhammed ümmetlerine bu ibadet ile bu sevapları bulurlar.”

oygan-: uyanmak> yat-: yatmak

Yana künge baktı kün kayışmış, bir niçe zaman boldı yatur-men, tedi (165v 11). “Güneşe baktı, gün doğmuş, bayadır uyuyorum ben, dedi.”

 

1.5. Hareket Barındıran Eylemler

Gerçekleşen hareketin sonucundan mutlaka etkilenen canlı veya cansız bir varlığın bulunduğu ve konuşurun etkin olduğu, devamlılık isteyen hareketin görüldüğü eylemlerdir. Çoğunlukla bu tür eylemler birden fazla hareketi iç yapılarında zorunlu olarak bulundururlar.

Kısasü’l-Enbiya alt-üst anlam ilgisi ve gerektirme taşıması bakımından diğer kategorilerden daha fazla hareket eylemleri içermektedir. Aşağıda bu eylemlerden bazıları örneklenmiştir.

 

1.5.1. Kapsama İçeren Eylemler

sakla-: saklamak> köm-: gömmek

Ademnüŋ öwkesi keldi bürgütni otka kömdi (14v 19). “Adem öfkelendi, kuşu ota gömdü.”

seç-: seçmek>süs-: ayıklamak

Kamuglarınka aşlıknı süsüp berdi, eŋ soŋra İbn Yaminga buğday süstürdi (96r 20). “Hepsine buğdayı ayıklayıp verdi, en sonra İbn Yamine buğday ayıklattı.”

uruş-/sançış-/tokuş-: savaşmak>bas-: baskın yapmak, mağlup etmek

Mevli ta’alā olarnıŋ köŋlin hoş kıldı, artınca az çerig üküşni bastılar (132v 20). “ Mevla Teâlâ onların gönlünü hoş eyledi, çoğalınca az askerle çoğunu mağlup ettiler.”

uruş-/ sançış-/tokuş-: savaşmak> bastur-: hücum etmek

Periler yığılıp Mekkege keldiler Harem katında turdılar, hürmet tutup basturup kirmediler (206r 5). “Periler birleşip Mekke’ye geldiler, Harem katında durdular, saygı gösterip hücum etmediler.”

yöri-/yörü-: yürümek>maŋ-: adım atmak, kez-: gezmek

Cevāb: Bugday algalı barıp kelginçe on maŋım maŋdı anıŋ üçün on kün boldı (12r 4). “Cevap: Buğday alınca gelip o adım attı, onun için on gün oldu.”

Ėki miŋ yıl bu cihannı kezdim andag ‘acayiblerni körmedim (141v 18). “İki bin yıl bu dünyayı gezdim böyle tuhaflarını görmedim.”

yumur-: bozmak> yas- : darma dağın etmek, dağıtmak

Aliyyü’l-Ekber katıg sançıştı Şam çerigin yastı, telimni tamugka ıdtı (247v 7). “Hz. Ali’nin oğlu sert biçimde savaştı, Şam askerini darma dağın etti, çoğunu cehenneme gönderdi.”

 

1.5.2. Gerektirme İlgisi Taşıyan Eylemler      

al-: almak> ėlt-: iletmek, götürmek

İblisniŋ sabrı kalmadı özini ademi teg kılıp İsmailga keldi aydı: ataŋ seni kanca eltür bilür mü-sen? (50v 17). “İblis’in sabrı kalmadı. Kendini insan gibi kılıp İsmail’e geldi ve dedi. Baban seni nasıl götürür, bilir misin?”

al-: almak> kala-: bırakmak

Aydı: ‘Osmannı öldürgeli kirdükte men ‘Osmannı tutgalı ogradım, hatunı feryat kıldı, men anı yeriŋe kaladım (240v 15). “Dedi: Osman’ı öldürmeye girince ben Osman’ı tutmaya niyetlendim. Hanımı feryat etti, ben onu yerine bıraktım.”

başla-: başlamak> bit-: bitmek

Bu taşnı köterip başım üze koygıl bek yerge minip Muhammedniŋ başınga urayın, bu iş bitse seni azad kılayın (204v 14).

kel-: gelmek> kit-: gitmek

Takı cevab: şeytan İdi ‘azze ve celle atın işitse kaçar kiter, amma tişiler mekr kılurda miŋ ayet okusaŋ kitmes (84v 17).

kör-: görmek> kara-: bakmak

Sagga solga üstünge astınga karadı andaguk kördi (81v 15). “Sağa sola üstüne altına baktı, o şekilde gördü.”

tut-: tutmak> asıl-: asılmak

Cebrail olarnı kelip Babil kudugıŋa eltdi, kıl birle teben asıldı, ekindük namazından soŋ şafak gayib bolgınça kınayurlar (22r 12). “Cebrail gelip onları Babil kuyusuna götürdü, kıl kuyruk kuşu ile ters asıldı, ikindi namazından sonra şafak kaybolunca işkence ederler.”

yörü-: yürümek> bar-: varmak, gitmek

Belkis aydı: meniŋ beglerim meniŋ birle erdiler, seniŋ begleriŋ hem kerekmes, men aŋa muhtaç ermes-men, sen meni alur bolsaŋ barur-men (150v 2). “Belkıs dedi: Benim beğlerim benimleydiler. Senin beglerine gerek yok. Ben ona muhtaç değilim. Sen beni alacak olsan giderim.”

yė: yemek yemek> semür-: semirmek

Yani haram birle semürgen etler süŋükler tamug otıga yakılgusı (249r 7). “Yani haram ile semiren etler ve kemikler, cehennem otunda yakılacak.”

yė-: yemek yemek> toy-: doymak

İshak nebiresi-men, İbrahim yalawaç urugı-men senin birle neteg aş yeyür-men. (92v 9). “İshak’ın torunuyum, İbrahim peygamberin nesliyim. Seninle nasıl yemek yerim.”

 

Sonuç

 

Eş anlamlılık, karşıt anlamlılık, çok anlamlılık gibi anlambilimin ele aldığı konular arasında yer alan alt-üst anlamlılık, öncelikle ad türünden varlıkların içerme ve kapsama ilişkilerine değinen bir kavramdır. Bir varlığın altında yer alan tür kümesi için alt anlamlılık terimi kullanılırken yine bir varlığın dâhil olduğu üst küme için de üst anlamlılık terimi tercih edilmektedir. İlk kez Lyons tarafından ortaya atılan alt anlamlılık yani hyponymy terimi, cins-tür ilişkisini ya da diğer bir deyişle içerme-kapsama hiyerarşisini göstermektedir. Örneğin “lale”, “çiçek” sınıfının bir alt anlamlısını oluştururken “çiçek” de “lale” sınıfının üst anlamlısı olarak görev yapmaktadır. Alt-üst anlamlılık ilişkisi taksonomik yani sınıfsal ilişkisi olarak görülmektedir ve içeren-kapsayan unsurları göstermektedir. Bununla birlikte işlevsel ilişkisi olarak ele alınabilecek diğer bir alt-üst anlam hiyerarşisinde üst anlamlı olan unsur, alt anlamlı için işlevin bir parçasına işaret etmektedir. Lale<süs eşyası gösteriminde lalenin içinde bulunduğu genel sınıf değil, kullanım amacı kodlanmaktadır. İşlevsel ilişki gerektirme mantığını da beraberinde getirmektedir.

 

Yabancı literatürdeki çalışmalar da dâhil olmak üzere alt-üst anlamlılık ilişkisi ile ilgili yapılan çoğu inceleme ad kategorisi üzerine görünmektedir. Oysaki eylemlerde de alt-üst anlamlılık hem sınıfsal hem de işlevsel ilişki düzeyinde olabilmektedir. Harezm Türkçesi eserlerinden Kısasü’l-Enbiya’nın incelendiği bu çalışmada anlambilimsel kategorileri temel alınarak kapsama ve gerektirme ilgisi içermeleri yönünden eylemler ele alınmıştır. Alt-üst anlamlılık ve gerektirme ilgisinin görüldüğü duygu, söyleme dayalı, varlıkla ilgili, durağanlık ve hareket bildiren eylemler, söz konusu ilişki yönünde örnek verirken karşılıklı yapılan eylemlerin bazıları söyleme dayalı eylemlere, olumlu-olumsuz sonuç bildiren eylemler de hareket bildiren eylemlere dâhil edildiğinden tek kategori altında birleştirilmiştir. Eserde incelenen eylemlerin örnek verdiği alt-üst anlamlılık ve gerektirme ilgisi taşıyan sözcüklerin varlığı aşağıda yer alan tablodaki gibi özetlenebilir. Ayrıca bununla birlikte söyleme dayalı eylemlerin büyük kısmı söylemek, demek, konuşmak anlamlarına gelen ay- eylemi ile bağlantılıyken varlıkla ilgili eylemde gerektirme ilgisi sadece tog- “doğmak” ve öl- eylemi arasında görülmektedir.

 

 

 

 

Duygu bildiren eylemler

Söyleme dayalı eylemler

Varlıkla ilgili eylemler

Durağanlık bildiren eylemler

Hareket barındıran eylemler

Kapsama içeren

X

X

 

X

X

Gerektirme ilgisi taşıyan

X

 

X

X

X

 

 

Kaynakça

Aksan, Doğan (2006). Anlambilim. İstanbul: Engin Yayınları.

Akşehirli, Soner (2015). Türkçe Sözcük Ağına Doğru: Sıralıdüzen İlişkilerinin Sözlüksel Görünümü,https://www.researchgate.net/publication/299388897_Turkce_Sozcuk_Agina_Dogru_Siraliduzen_Iliskilerinin_Sozluksel_Gorunumu (Erişim Tarihi 10.03.2020)

Altun, Mustafa (2004). Eski Metinlerde Bir Semantik İnceleme Örneği: Hikmet-Nâme. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 7, 113-126.

Ata, Aysu (1997). Kısasü’l-Enbiya. Ankara: TDK Yayınları.

Efe, Kürşat (2019). Atebetü’l-Hakayık’ta Altanlamlılık. Yeni Türkiye: İlk Dönem Türkçe İslami Eserler Özel Sayısı-II, 106, 198-209.

Ercilasun, Ahmet Bican (2004). Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi. Ankara: Akçağ Yayınları.

Erdem, Melek (2004). Türkmen Türkçesinde Alt Anlamlılık (Hyponymy). Çağdaş Türklük Araştırmaları Sempozyumu.

Filizok, Rıza (2001). Anlam Analizine Giriş. İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.

Giraud, Pierre (1999). Anlambilim. Çev. Berke Vardar. İstanbul: Multilingual Yayınları.

Hirik, Seçil (2018). Rol Kuramı ile Fiillerin Anlambilimsel Kategorilerinin İlişkisi: İyi ve Kötü Prens Öyküsü Örneği. Türkbilig, 35, 125-142.

Karağaç, Günay (2013). Anlam (Anlam Bilimi ve İletişim). İstanbul: Kesit Yayınları.

Karahan, Akartürk (2013). Codex Cumanicus’ta Alt Anlamlılık (Hyponymy). Karadeniz Araştırmaları, 39, 187-203.

Lyons, John (1977). Semantics: 1. UK: Cambridge University Press.

Palmer, Frank Robert (2020). Semantik: Yeni Bir Anlambilim Projesi. Çev. Ramazan Ertürk. Ankara: Fol Kitap.

 

[1]https://www.researchgate.net/publication/299388897_Turkce_Sozcuk_Agina_Dogru_Siraliduzen_Iliskilerinin_Sozluksel_Gorunumu (Erişim Tarihi: 10.03.2020)

Bu haber toplam 580 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim