İdeolojik prangalar kırılmadan Türkiye yüzyılı hayaldir!

C.Yakup ŞİMŞEK

Türkiye cumhuriyetin 100. Yılına giriyor. Bir yüzyıl nasıl geçti? Nasıl bâdireler atlattık? Hangi gücümüzle zorlukları aştık? Bunlar üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

Fakat düşünmek hürriyetle olur. Veya hürriyet yoksa, düşünmek sözkonusu olamaz. Dışa vurulmayan (sözlü veya yazılı) düşünceye düşünce denilemez. Türkiye’da Anayasa’nın ve kanunların tanıdığı hürriyetlerin çeşitli şekillerde kullanıldırılmadığı biliniyor. İkinci yüzyıla girerken rejimi kuruluşundan başlıyarak her bakımdan değerlendirmeye tabi tutmak gerekiyor.

Türkiye’de bu mümkün mü?

Eğer ne yapıp yapıp övücü şeyler yazacaksanız, mümkün! Olumlu ve olumsuz yanlarını yazacaksanız, bunun öyle pek de kolay almadığı ortada.

Son olarak bir siyasetçinin bir kitap fuarında yaptığı konuşma, hemen kendini “cumhuriyetçi” olarak nitelendirilen kesimlerin ağır saldırısı ile karşılandı. Bu siyasetçi Türkiye’de kültürel “devrim”leri, dil inkılâbını eleştirdi. Bu mümkün değil midir? Bu saldırganlara göre mümkün değilmiş! Bu imkânsızlığın nasıl çok cepheli olduğunu mevcut iktidarı destekleyen bir parti liderinin sözleri ile ona hasım cenahta olan başka bir parti liderinin sözlerini yan yana getirerek değerlendirmek lâzımdır.

Bunların şiddet yüklü ifadeleri şu anlama gelmektedir: “Siz dil devrimini, kültürel devrimler eleştiremezsiniz! Fikir hürriyeti burada devreden çıkar!”

Bu düpedüz nasçılıktır! “Benim naslarıma, dogmalarıma dokunamazsın” demektir!

Peki, bu konular daha önce eleştirilmemiş midir? Dil devrimi de diğer devrimler de eleştirilmiştir, eleştirilecektir, hatta reddedilecektir.

Bir taraftan “özgürlükler yok ediliyor” teranesi tutturacaksınız, öte yandan en temel hürriyet olan fikir hürriyetini hukuk, kanun tanımadan çiğnemeye yürüyeceksiniz.

Türkiye bugün resmî ideolojisiyle zamanında hesaplaşamamasının sancısını çekiyor. Bütün dünyada totaliter sistemler 20. Yüzyılın başında yükseldi ve ortalarında çöp sepetine atıldı. Faşizm, Nazizm ve bunlardan hiza tutan irili ufaklı rejimlerin hayırla anıldığını hatırlayan var mı? 2. Dünya Harbi’nin galipleri arasında olan komünizmin ömrü biraz daha uzun sürdü. O da 1990’larde tarihe intikal etti. Bu ideolojik yapıların tasfiyesi aynı zamanda bu ideolojilerle anılan diktatörlerin heykellerinin, ikonografisinin ortadan kaldırılması ile sonuçlandı. Son olarak yine 1930’lardan kalma Frankoculuk (falanjizm) de tarihe gömülmek üzereymiş.

İspanyol generali Franko, kanlı bir iç savaştan sonra cumuriyetçileri yenerek İspanya’nın diktatörü oldu. Onun krallığı sürdürmek için bu mücadeleye girdiği biliniyordu. Kendisi ölünce kral tahtına dönecekti, nitekim öyle oldu. İspanya kraliyet rejimini döndü. Franko’nun izleri silinmeye başlandı. Son olarak Franko Vakfının gayri meşru olduğu için kapanacağı haberleri geliyor.

Bütün dünyada bunlar olurken Türkiye neden tek parti ideolojisi ile hesaplaşamadı?

Türkiye’yi kontrol altında tutmak isteyen emperyalist güçler Müslüman bir ülkede dinin geriletilmesi vazifesine üstlenmiş Türkiye’nin ideolojisinin sürdürülmesini çıkarlarına uygun buldular.

Dünyanın hiçbir yerinde bir zamanlar iktidar olmuş bir partinin ilkeleri o ülkenin anayasasında yer almaz. Türkiye’nin anayasasında, 1950’den beri bir iki istisna dışında muhalefette olan CHP’nin 6 oku en başlara yazılmıştır. Anayasa’nın hükümleri bir yana, bu 6 oklu ideoloji bir yanadır.

Cumhuriyetin 100. Yılında Cumhurbaşkanı Türkiye Yüzyılı projesini açıklarken, Türkiye’nin ideolojik merkezinden beslenen kesimler ona nanik yapıyor ve ideoloji ile hesaplaşma mahiyetinde sözler sarfeden bir milletvekilini, siyasetçiyi linç ediyorlar.

Önümüzdeki yıl ideolojik merkezin başka azgınlıklarına da şahit olursak şaşırmayalım.

Altı oklu resmi ideoloji Türkiye’nin prangasıdır; bu pranga kırılmadın Türkiye özgürleşemez ve dünyada hakkettiği yeri alamaz!

 

Bu yazı toplam 73 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim