• İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

Aliya'nın ideal genci nasıl?

Aliya'nın ideal genci nasıl?
Aliya İzzetbegoviç'in gençlik tasavvurunu anlattığı 'Müslüman mı Yoksa Tebaa mı Yetiştiriyoruz' yazısını M. Fatih Kutan alıntıladı.

İki yıl önce Aliya İzzetbegoviç’in İslam Deklarasyonu’nu okurken bir kaç takıldığım yeri kitabı da önüne koyarak Hakan Albayrak’a sormuştum. Kitabı önüne koyduğumda yüzü aniden değişti, fazlasıyla duru bir halden coşkulu, meydan okuyan bir hale geçti. Şevkle anlatmaya başlamıştı, kitabı daha yarılamamışken bu coşkunlukla karşılaşınca kitaba daha bir dikkatle yaklaşmıştım.

Deklarasyon çok net iki tanımlamayla açılıyor malumunuz: “Hedefimiz: Müslümanların İslamlaşması, Sloganımız: İnanmak ve Mücadele Etmek.” Bu şiarlarının detayına dair yorumları barındıran yazıların da derlendiği kitapta deklarasyondan önce yer alan “İslami Yeniden Doğuşun Sorunları” kısmında “Müslüman mı Yoksa Tebaa mı Yetiştiriyoruz” adlı bir yazı var. “Tabiî ki geçmiş önemlidir. Ancak bugün, eski atalarımızın yaptığı mükemmel güzellikteki tüm camileri saymaktan çok, mahallemizdeki mütevazı camimizin eskimiş çatısını tamir etmek daha önemlidir. Hatıralardan ve geçmişi arzulayarak yaşamaya sebep olacaksa eğer, bütün o muhteşem tarihi yakmak gerekecek galiba” cümlelerini işaretlediğim yazıyı Cihan Aktaş’ın önerisi doğrultusunda alıntılamış bulunuyorum. (Yazıdaki üç ara başlık tarafımdan eklenmiş olup bunun dışında kitaptaki* metne hiçbir müdahalede bulunulmamıştır.)

Müslüman mı Yoksa Tebaa mı Yetiştiriyoruz

Bu makaleyi, ebeveynlerimiz ve dinî öğretmenlerimizle küçük bir sohbet olarak tasavvur ediyorum.

Kısa bir süre evvel, iyi ve heyecanlı bir Müslüman olan yakın dostumu, Müslüman gençliğin eğitimi hususunda bir makale yazarken buldum. Bitmemiş fakat ana fikirleri ortaya konmuş olan makaleyi okudum. Dinin ruhuna uygun bir eğitimde ısrar ederken dostum, ebeveynleri, çocukları nezdinde nezaket, iyi davranma, tevazu, kendisini ön plana çıkarmama, merhamet, bağışlama, kadere boyun eğme, sabır vs. hasletlerini kazandırmaya çalışmalarını davet ediyor. O, çocukların sokaktan, kovboy ve kriminal filmlerden, faydasız basından, saldırganlığı ve yarışmacılık ruhunu tahrik eden sporlardan vs. uzak tutulmaları hususunda eğiticileri özellikle ikaz ediyordu. Yine de dostumun makalesinde en sık rastlanan kelime “itaat” idi. Evde çocuk ana ve babaya, mektepte hocaya, okulda öğretmene, sokakta düzen koruyucusuna (polise), yarın ise işte müdüre, şef ve sorumluya itaatkâr olmalıydı.

“İdealini” tasvir etmek maksadıyla yazar, her türlü kötülükten sakınan, sokakta dövüşmeyen, kovboy filmleri seyretmeyen (onun yerine müzik okuluna giden), futbol oynamayan (çünkü bu spor çok serttir), uzun saçı olmayan, kızlarla gezmeyen (“zamanı gelince ana ve babası onu evlendirir”) bir çocuğu tasvir etmektedir. O asla bağırmaz, sesi hiçbir yerde duyulmaz, o her zaman ve her yerde teşekkür eder ve özür diler. Yazar söylemiyor ancak devam edebiliriz: Hakkını yiyorlar o susuyor. Şamar vuruyorlar o karşılık vermiyor, sadece bunun iyi bir şey olmadığını ortaya koymaya çalışıyor. Tek kelimeyle o “karınca bile ezmeyenler”dendir vs.

Bu makaleyi okurken cehenneme giden yolun iyi niyetlerle döşendiğini ifade eden o sözü hatırladım. Ve sadece bu değil, bizim son asırlardaki gerilememizin en az bir sebebini tespit ettiğimi düşünüyorum: İnsanların hatalı eğitimi.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/alinti/aliya-nin-ideal-genci-nasil-h5595.html

Bu haber toplam 272 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim