• İstanbul 18 °C
  • Ankara 10 °C

‘Çağdaş’ mı yoksa ‘çağcıl’ mı olduk?

C.Yakup ŞİMŞEK

Valla, zor mesele...  

Bu kelimelerle düşünüyorsak işin içinden çıkamıyoruz.
Kelimelere de 85 yıldır TDK mânâ ve şekil veriyor.  

Yâni düşünme trafiğine yön veren, onun levha ve işâretleri...
Yukarıdaki sual de ancak bu levha ve işâretlere bakılarak cevap bulabilir.
Tabii ki bulabilirse...
***
Önce şu “çağcıl” levhasına dikkatle bakalım:
Güncel Türkçe Sözlük”te TDK “çağcıl” tablosunu şöyle çizmiş:  

“çağcıl:
1. sıfat Çağdaş: 

      "Kuşku yok ki çok modern, çağcıl bir roman." - Selim İleri
2. sıfat Tekniğin, bilimin yeniliklerinden yararlanan, modern.”  

Bu tabloyu dikkatle inceleyin.
Selim İleri’nin ileri derece sağlam (!) Türkçe yapısındaki cümlesini birkaç kez okuyun, düşünün.  

***
Türkçemizin şu “çağdaş – çağcıl” hikâyesini kısaca hatırlatayım, sonra suâlimi patlatayım.  
TDK, 1935'te "muasır" kelimesi yerine "çağdaş" sözünü ileri sürdü. Bunu tam 33 sene kullanan TDK aynı mânâda "çağcıl" kelimesini de çıkardı.
Bundan hareketle ve TDK'nın yukarıdaki "çağcıl" maddesi dikkatle incelendiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? 

A) TDK "çağ" kelimesini önce "-daş" gibi bir güzelle evlendirmiş; fakat sonraları bu berâberlikte heyecânın azaldığını görmüştür. Evliliğin 33. yılında da "-cıl" dilberinin daha güzel olduğunu fark etmiş, "çağ"a daha çok yakışacağını ve tâze kan olacağını düşünerek "-daş"a kuma getirmiştir. 

B) "Çağdaş"ın mı yoksa "çağcıl"ın mı daha muâsır ve daha öz Türkçe bir kelime olduğu meselesinde tercihini ısrarla "çağcıl"dan yana kullanan Aziz Nesin'in hatırı kalmasın diye her iki kelimeye de aynı derecede sâhip çıkmıştır. 

C) Selim İleri'ye ileri derecede güvendiği için onun -içinde "çağcıl" geçen- bir cümlesini gözü kapalı almış; böylece "modern, çağcıl bir roman" derken lüzumsuz kelime tekrârı yaptığını fark edememiştir. Okuyuculardan biri TDK'nın bu yanlışını görür de "Böyle özürlü bir cümle TDK lügatine yakışır mı!" diyecek olursa -diğer hatâlarında olduğu gibi- "Konu üç vakte kadar ilgili kurulda görüşülüp karâra bağlanacaktır." şeklinde cevaplamaya hazır olduğundan dolayı kendisi çok rahattır. 

D) 1968'de "çağcıl" kelimesini yalnızca resim, heykel ve mimarlık "yapıt"ları hakkında bir sıfat olarak kullanılsın diye îmâl eden TDK, o gün kendi koyduğu bu sınırın bugün "çağdaş anlayış"la bağdaşmadığını anlamıştır. Bu sebeple o kaydı sonradan kaldırmış ve "çağcıl"ın da en az "çağdaş" kadar serbest dolaşıp yayılması için lügatteki yerini genişletmiştir. 

E) "Çağcıl" kelimesi de Türkçenin "çağdaş"laşması yolunda kendisine resmen verilen vazîfeyi devlet desteğiyle yerine getirmiştir. Böylece "muasır" henüz yok olmasa da bir zamanlar halkın dilinde "modern" yerine kullanılan "asrî" kelimesi -bir iki mezarlık ismi dışında- ölmüştür.  

***
Gördüğünüz gibi, “muâsır” olma hayâlimizi kaybedip mezara gömdük. Fakat ne gam, “muâsır” olamadıysak “çağdaş” olduk...
Ve hattâ daha ilerilere, “çağdaş” olmanın bile ötelerine ulaşıp “çağcıl” olduk.
Hava atıyorsak sebepsiz değil...  

Bu yazı toplam 48 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim