• İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C

Eğitimde ideolojik zulümler bitti

Eğitimde ideolojik zulümler bitti
Eğitimde kat ettiğimiz yolu değerlendiren Dr. Yusuf Alpaydın, “AK Parti eğitimde önemli başarı ve gelişmeler sağladı.
Bunların ilki başörtü yasağının kaldırılması ve üniversitelere girişte meslek liselerine uygulanan düşük katsayı uygulamasının bitirilmesi şeklindeki eğitimde ideolojik engellerin sonlandırılması oldu. Bir diğer gelişme ise eğitime erişimin ve göstergelerin iyileştirilmesidir” diye konuştu.

Duyarlı sivil toplum kuruluşlarımızdan İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği ‘Geleceğin Türkiyesi’ adıyla gerçekleştirdiği projede eğitimden yükseköğretime, sivil toplumdan dış politikaya, siyasetten yönetime kadar birçok alanda alanında uzman kişilere gelecek vizyonu çizen ve çözüm öneren raporlar hazırlattı. Geleceğin Türkiyesi Projesi çerçevesinde hazırlanan ilk rapor Türkiye’nin Geleceği: Geleceğin Eğitimi başlığını taşıyor. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İLKE Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Yusuf Alpaydın’ın hazırladığı raporda, Türkiye’nin en önemli sorunu olarak kabul edilen ve tam anlamıyla bir bilmece haline gelen eğitim meselesi uygulanabilir çözüm önerileri ile birlikte ele alınıyor. Biz de Dr. Alpaydın’la yayınlanan rapor çerçevesinde Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan eğitim meselesini konuştuk...

Devam eden problemler

Sizce Türkiye’nin eğitimde en temel problemi nedir?

Türkiye’nin eğitimdeki en temel üç problemini adalet, etkinlik ve özgünlük şeklinde özetleyebiliriz. Eğitim hizmetlerinin adaletli şekilde dağıtılmasını sağlayamamış gözüküyoruz. Bölgeler arasında ve okullar arasında önemli farklar oluşmuş gözüküyor. Eğitim sisteminde merkeziyetçi yönetim anlayışının sistemi tıkaması ve öğretmen performansının iyi yönetilememesi nedeniyle sistemin etkin ve verimli şekilde çalışmasında bazı sorunlar var. Son olarak eğitimde bu topraklara özgü bir felsefe oluşturulamamış durumda.

Bütçede en büyük pay, başarıdır

Peki AK Parti sonrası bu hayati alanda hangi gelişmeler sağlandı?

AK Parti eğitimde önemli başarı ve gelişmeler sağladı. Bunların ilki başörtü yasağının kaldırılması ve üniversitelere girişte meslek liselerine uygulanan düşük katsayı uygulamasının kaldırılması şeklindeki eğitimde ideolojik engellerin kaldırılması oldu. Bir diğer gelişme alanı ise eğitime erişimin ve eğitimdeki göstergelerin iyileştirilmesi oldu. Bu kapsamda okullaşma oranları önemli ölçüde artırıldı. Derslik, öğretmen, teknoloji alt yapısında kayda değer gelişmeler sağlandı. Kamu bütçesinde eğitime ayrılan paylar ciddi ölçüde artırılmış oldu.

Sınav odaklı sistemin handikapı

Sınav sistemi hakkında neler söylersiniz?

 Sınavlar ve sınav odaklı eğitim sistemin arızalarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Veliler ve öğrenciler mahallesindeki okula gitmek yerine başarısı ile öne çıkan ve daha kaliteli olduğunu düşündükleri okullara yığılmak istiyor. Sınav sistemlerini değiştirmek sorunu çözmeyecek. Yapılması gereken şey okullar arasındaki standart farklarını azaltmak ve toplumla bir güven iletişimi kurarak her okulu saygın hale getirmek için çaba göstermek.

8 madde ile sorunun röntgeni

Geleceğin Türkiye’sinde eğitimin ufku nasıl olmalı?

Hazırladığımız raporda Türkiye’nin eğitim ufku olarak 8 madde ortaya koymuş olduk. Yani 2030 yılına geldiğimizde eğitim sisteminin şunları başarmış olmasını hedef olarak tespit etmiş olduk:

- İnsani yetkinleşme odaklı eğitim anlayışı,

- Tarihsel ve düşünsel derinliği olan eğitim programları,

- Kalite güvencesini sağlayan okullar,

- Liyakat sahibi okul liderleri,

- Sürekli öğrenen ehil bir eğitimci kadrosu,

- Yerinden ve okul merkezli bir yönetim anlayışı,

- Adil bir performans değerlendirme ve teşvik sistemi,

- Güçlü kurumsal iletişime sahip eğitim kurumları.

Bakan’dan aksiyon bekliyoruz

Son olarak Bakanımız Ziya Selçuk’un eğitimin içinden gelen bir isim olarak yürüttüğü politikayı nasıl buluyorsunuz?

 Eğitim alanından gelen bir bakanın göreve gelmesi eğitim camiasında büyük bir umut ve beklenti oluşturdu. Sistemde önemli iyileşmeler olacağını öngörebiliriz. Bakanlık yakın zamanda bir yol haritası açıklayacak. Bu yol haritasını gördüğümüzde bir değerlendirme yapmak daha gerçekçi olacaktır.

Batılı ülkeler eğitim meselesini nasıl çözdü?

Örneğin sağlık alanında birçok ülke bizi örnek almaya başladı. Eğitimde neden böyle bir çıta yakalayamıyoruz? Batı eğitim meselesini nasıl çözmüş?

Batı toplumlarında da eğitim sıklıkla tartışma konusu olmakta. Yani onların hepsi de çözmüş demek uygun değil. Bizde okula yönelik eleştirilere benzer eleştiriler Batıda da mevcut. Ancak bizden farklı olarak birçok Batı ülkesinde devlet ve toplumsal kesimler arasındaki gerilim ve bölünmüşlük daha az. Toplumun eğitim süreçlerine katılımı daha iyi. Bir de halihazırda Türkiye’de de kullanılan pedagoji Batı toplumlarının eğitimle ilgili problemlerini çözmek için geliştirildiği için onların sorunlarını çözmede daha başarılı. Ancak kültürümüz ve insanımızın farklı olması nedeniyle bu pedagoji bizim topluma doğrudan uygulanmak istendiğinde aynı etkiyi göstermiyor.

Okul yöneticileri gerekli donanıma sahip mi?

Okul müdürlerimiz gecelerini gündüze katarak cansiperane şekilde çalışıyorlar. Ancak yönetim mesleği öğretmenlikten farklı bilgi ve becerileri gerektiriyor ve bu donanımlara sahip olmayan okul yöneticilerimiz de mevcut. Okul yöneticiliği öğretmenler tarafından yerine getirilen geçici bir görev olarak konumlandırılmış durumda mevcut sistem içerisinde. Okul yöneticiliğinin daha profesyonel hale getirilmesi için bazı düzenlemeler yapılması gerekiyor.

Öğretmenler itibar istiyor

Eğitimin önemli aktörü olan öğretmenlerin motivasyonu nasıl?

 Okullar arasındaki farklar öğretmen motivasyonuna da yansımakta. Bazı okullarda öğretmenler çok temel sorunlarla boğuşurken bazılarında öğrencilerin gelişimine odaklanma fırsatı bulabilmekte. Ancak genel olarak öğretmenler toplumda yeterince itibar görmediklerini düşünmekte ve motivasyonları biraz düşük olmakta. İyi bir teşvik ve kariyer sisteminin olmaması da motivasyonu olumsuz etkileyebiliyor.

Sistemin geleceğini raporladık

Raporunuzda nelere dikkat ettiniz?

Bu rapor İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği’nin Geleceğin Türkiyesi projesi kapsamında hazırlandı. Bu projenin amacı önümüzdeki 10-15 yıllık vadede farklı alanlarda Türkiye’nin geleceğinin nasıl olması gerektiğine dair bir vizyon oluşturmayı amaçlıyor. Eğitim ile başlayan rapor serisi yükseköğretim, yönetim, dış politika, iktisat, kültür politikaları, sosyal politikalar ve sivil toplum ile devam edecek. Projede geçmişimizden aldığımız birikimi, bakış açısını ve değerleri koruyarak nasıl bir gelecek inşa edilmesi gerektiğine dair yapıcı bir üslup benimsendi. Hazırladığımız eğitim raporunda bu projenin temel ilkeleri olan adalet, kuşatıcılık, tutarlılık, yapıcılık, teorik bütünlük, katılım ve istişare ile uygulanabilirlik ilkelerini göz önünde bulunduruldu. Ayrıca eğitim sisteminin geleceği, eğitim sistemini etkileyen ekonomik, teknolojik, politik ve sososyokültürel değişimler ve gelecek öngörüleri dikkate alınarak Türkiye’nin muhtemel geleceği ve farklı alanlardaki politikaları ekseninde yapılandırılmaya çalışıldı. Bu ilk raporda eğitimciler dışında farklı uzmanlık alanlarından gelen kişilerin katkıları da alınmış oldu.

Sonucunda nelere dikkat çektiniz?

Raporda eğitim politikasının önemli konuları olan, eğitim paradigması, eğitim programları, mesleki eğitim, özel okullar, imam hatip okulları, eğitimin yönetimi, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve gelişimi gibi toplamda 12 bölümde tespit ve önerilere yer verildi. Bu çerçevede devlet ve ekonomi merkezli mevcut eğitim paradigmasının sorunları ve daha bizim kültüre ait bir insani yetkinleşme odaklı bir eğitim anlayışının nasıl olabileceğine dair ipuçları sunulmuş oldu. Müfredatların daha esnek, sorun çözme odaklı ve sade hale getirilmesi önerilmiş oldu. Mesleki eğitimin sorunlarını çözmek için ekonominin yapısal problemlerinin çözülmesi gerektiğine eğitimde bakanlığından daha çok ekonomi bakanlığına görev düştüğü vurgulandı. Öğretmen kariyer, performans değerlendirme ve teşvik sisteminin kurulması gerektiğine ve son olarak aşırı merkeziyetçi yönetimin sonlandırılarak yerinden ve okul merkezli bir yönetim sisteminin kurulmasına dikkat çekilmiş oldu.

Din eğitiminde hangi veriler var?

Din eğitimi açısından hem seçmeli din derslerinin hem de İmam Hatip Okullarının topluma daha iyi sunularak ve anlatılarak daha fazla öne çıkarılması gerektiği vurgulanmış oldu. Türkiye’de üretilen özgün bir model olması hasebiyle İmam Hatip Okulları’nın bir meslek lisesi olarak konumlandırılmaktan vazgeçilmesi, hem kaliteli eğitimi hem de dinin eğitimi bir arada verebilen bir model olarak topluma daha iyi sunulması gerektiğine dikkat çekildi.

Yusuf Alpaydın kimdir?

1980 yılında Yozgat’ta doğdu. Lisans eğitimini 2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde, yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitede yetişkin eğitimi programında tamamladı. Doktora çalışmasını 2013 yılında İstanbul Üniversitesi Çalışma Ekonomisi alanında bitirdi. Eğitim alanında araştırma ve yayınları devam etmektedir. Aynı zamanda İnsan ve Toplum dergisi editörlüğünü yürütmektedir.

Fatma Gülşen Koçak-Yeni Akit

Bu haber toplam 122 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim