• İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C

Kültürün iktidarını da Erdoğan gerçekleştirecek

Fatma Gülşen Koçak
Hafta sonu İstanbul’da, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde, İstanbul Kültür Çalıştayı gerçekleştirildi. Yapılan konuşmalarda kültürün önemi vurgulandı, yapılması gerekenler sıralandı.

Çalıştay sonrasında AK Parti’nin kültürel alanda yeni hamleler yapma niyetinde olduğu gözlemlendi.

Kültür Politikaları üzerine esaslı çalışmaları olan Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı, kültür adamı Mahmut Bıyıklı ile Kültür Çalıştayını ve kültürel merkezli birçok meselemizi konuştuk.

İstanbul Kültür Çalıştayı’nın komisyonlarında bulundunuz. Çalıştay hakkında bilgi verir misiniz?

İstanbul Kültür Çalıştayı geç kalınmış önemli bir çalışma. Kültür Bakanlığımızın himayesinde iki yüze yakın İstanbul sevdalısı yazar, akademisyen, mimar gibi farklı mesleklerden oluşan kişiler bir araya gelerek sorunlara ve çözüm yollarına dair kafa yordular. Bereketli bir organizasyon oldu. İstanbul sadece yöneticilere emanet değil. Bu kutlu şehir hepimize emanet. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi İstanbul ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar. İstanbul’un kültür politikasını belirlemek, bir anlamıyla bütün ülkenin kültür politikasını belirlemektir. İstanbul medeniyetimizin başşehri. Bu medeniyetler başşehrinin kültürel zenginliğini artırmak için merkezi ve yerel yönetimler olarak STK’lar ve üniversiteler olarak, basın ve şahıslar olarak üzerimize düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmeliyiz. Musikiden şiire, sinemadan tiyatroya, şehirden mimariye, kütüphaneden kitapçılığa, müzecilikten yayıncılığa yapacak çok işimiz var. Çocuklarımızın, gençlerimizin popüler kültürün saldırılarından korumak için hepimize yüklenmiş ödevler var. İki gün süren Çalıştay sonuç raporlarının uygulanması şehrimiz için büyük kazanç olacaktır.

Ülke olarak kültür sanatta yeterli çalışmalar yapabiliyor muyuz?

Türkiye’nin kültür alanında yeni bir hamleye ihtiyacı var. Türkiye artık kültürel birikimini dünyaya sunmalı, sınırları genişletmeli, yazarlarımız, sanatçılarımız dünyaya açılmalıdır. Kültür sanat alanında özgün projeler üretilmeli, kültür kadrosu yetiştirilmelidir. Devlet, kültür alanında faaliyet yürüten STK’ların önünü açmalı, memleketimize değer katacak sanatçılara destek olmalıdır. Yazar Tarık Buğra’nın da dediği gibi “Kültür” diye bir şey vardır ve kültür bir toplumun olmak ya da olmamak meselesidir. Bu var olmak savaşında devletiyle, milletiyle, yazarıyla, sanatçısıyla kültürel bir seferberliğe ihtiyacımız vardır. Hatırlarsınız. Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında naif bir şekilde, "Teknolojiyi üreten, onun vasıtasıyla kültür ve sanata da hâkim olur. Güvenlik, ekonomi önemlidir ama sanatı, kültürü ihmâl ederseniz, hedefinize ulaşamazsınız’’ demişti.

Genelde Türkiye’nin, özelde de AK Parti’nin artık kültürde kaybedecek vakti yok. Medeniyet birikimimizin bize yüklediği özgüvenle, kültür ve sanatın bizi gerçek iktidara taşıyacağını bilerek adımlarımızı atmalıyız. Evet, kültürde yeni bir hamle mümkündür. Gün bugündür. Birçok alanda ülkemizin lehine devrim yapan AK Parti’nin bu döneminde kültürel anlamda da devrim niteliğinde atılımlar yapacağına yürekten inanıyorum.  Ak Parti, hükümet olmasıyla birlikte önündeki dağ gibi engelleri Ferhat gibi aşarak geldi. Karşı karşıya bırakıldığı sorunlar o kadar büyüktü ki onları aşması için bu kadar zaman geçmesi gayet doğaldı. Şimdi kültüre sanata büyük yatırımlar yapılacak, ülkemiz 2023 ve 2071 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyecektir diye düşünüyorum. Milletin iktidarını gerçekleştirdiği gibi kültürün iktidarını da Erdoğan gerçekleştirecektir.

Cumhurbaşkanımızın ülkemiz için verdiği mücadele hakkında düşünceleriniz nedir?

Hakiki liderler, milletlerin ortak hafızasını temsil ederek geçmişi şimdiye taşımak, dolayısıyla kahramanlık ruhunu diri tutmakla vazifelidirler. Onlar, kendilerini ve cemiyetlerini aşarak mutlak üstün olanda yeniden var oldukları için toplumlarını da, önce nefislerini, sonra zamanı ve mekânı aşmaya davet ederler. Diğer ifadeyle, “İçinden çıktıkları toplumun özlem ve tutkularını dile getirirler.” Her büyük şahsiyetin çağına verdiği bir karşılık ve çağından aldığı bir aks-i sadâ vardır. Erdoğan da yaşadığı çağda iz bırakarak yürümektedir. O, yalnız milletinin geçmişini değil geleceğini de yüklenmiştir.” Cumhurbaşkanımız Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını tek başına omuzladı. “İnanmıyorum bana öğretilen tarihe” diyerek hakikatin kavgasını verdi. Tekti. Düşman kavi, tali, zebundu. Cesaretiyle mümin yüreklerde kahramanlaştı. Hitabetiyle devleşti. Küfrün buzdağlarını nefesiyle hohlaya hohlaya eritmesini bildi.  Yılmadı, yorulmadı. Gençlere, Müslüman insanın bir davası olması gerektiğini hatırlattı ve mücadele yollarını gösterdi. Hakk’ın davasına talip olmak, bedel ödemek ister. Bedeli ödenmiş bir hayatın sahibi olmanın cesaretini dünyaya gösterdi.  Bunun için de sözü, kulağı olanları diriltecek bir özelliğe sahip. Bunun için bütün mazlumların umudu.

O, bu millet için artık her zaman bir kahraman, her zaman bir ufuk açıcıdır. Anadolu irfanını özünde yaşayan insanımızın ifadesiyle o, bu milletin kabul olunmuş duasıdır.

Çocuklarımızı popüler kültürün sahte kahramanlarından nasıl kurtarabiliriz?

Popüler kültürün sahte ışıklarıyla sistemli bir şekilde üretilen sahte kahramanlara karşı, hakiki kahramanları gündemde tutmak gerekiyor. Sahte kahramanların, hakiki kahramanlar doğurmaya müsait olmayan toplumların mahsulü olduğuna inanıyoruz.  Şairin,“Bize kalan aziz borç, asırlık zamanlardan/ Tarihi temizlemek sahte kahramanlardan...” dediği gibi, gerçek kahramanlarımızı iyi tanır ve tanıtırsak sahtelerin adı bile anılmaz. Biz büyük ölülerin büyük dirileri büyüttüğü bir milletiz. Tarih boyunca her devirde kahramanlarımız eksik olmamıştır. Bu kahramanlar yalnız savaş alanında değil hayatın her alanında onlar hep önde ve önder olmuşlardır. Bazen ellerinde kılıç, bazen kalem vardır. Bazen hedeflerinde ulu bir rüya, bazen dillerinde mübarek bir dua vardır. Çağlara ve şartlara göre farklı hususiyetleri olsa da bu anıt şahsiyetlerin milletimizin gönlünde ayrı bir yeri vardır. Onların izini sürsek dahi istikbale emin adımlarla yürürüz.

HERKESİN BİR MEŞGALESİ OLMALIDIR O MEŞGALE BÜTÜN KÜLTÜRÜMÜZDÜR

Kültür alanında birçok hizmet üretiyorsunuz. Bu çabanızın motive kaynağı nedir?

Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuş merhum Süheyl Ünver’in, “Herkesin bir mesleği, bir de meşgalesi olmalı. O meşgale bütün kültürümüzdür” sözünü okuduğum günden beri, kültürümüz adına elimden geldiği ve gücüm yettiğince emek vermeye, emek verenlere yürek vermeye gayret ettim. Dergilerin sayfalarından, derneklerin salonlarına kadar döktüğüm her terde bu sorumluluk bilincinin büyük etkisi oldu.

Bu ülkeye bizim borcumuz var. Türkiye, beni heyecanlandıran bir ülke. Türkiye’den bahsedilince sanki sınırları belli bir yurttan değil de tüm yeryüzünü kuşatan merhamet ve medeniyet vatanından bahsediliyormuşçasına göğsüm kabarır, sevincim artar. Bu mübarek topraklar için konuşmak, koşmak, yazmak; hepsi de amel defterimizi güzelliklerle dolduran eylemlerdir. Büyük bir medeniyet mirasının varisçileri olarak durmak, dinlenmek gibi lüksümüz yok.

Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim