• İstanbul 18 °C
  • Ankara 16 °C

Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir

Fatma Gülşen KOÇAK

“İyi günde kötü günde yekvücut olmalıyız” diyen Meslekte Birlik İstanbul Başkanı Ethem Yüksel Kahveci, “Türkiye, sadece Türkiye’den ibaret değildir. Bu devlet Osmanlı’nın sancaktarı, İslamiyet’in bayraktarıdır. Türkiye, uğruna canımı hiçe sayacağım, şehitlerimizin ve atalarımızın bize emanet ettikleri vatandır” şeklinde konuştu.

Meslekte Birlik İstanbul Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ethem Yüksel Kahveci ile ekonomik gelişmeleri ve Oda seçimlerini konuştuk.

-Küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki oyunlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu coğrafyada bulunan insanlar, bin yıllık medeniyetin birer temsilcisi. Dünyaya nizam vermiş koskoca bir imparatorluğun varisleri. Kadim bir devlet geleneğinin vatandaşlarıdır. Bu ülke ve halkı tarihin hiçbir döneminde diz çökmemiştir, çökmeyecektir. İbadeti oruç olan bir toplumu açlıkla, vatanı için can vermeyi şehadet bilen insanları ölümle yıldıramazsınız. Hayat görüşü para ve ekonomi olan devletlerin bize karşı yürüttükleri ekonomik saldırılar tamamen bizi yıldırmaya yönelik girişimlerdir. Biz nice kumpastan alnının akı ile çıkmış bir milletiz. Bu ekonomik saldırıların siyasi bir nitelik taşıdığı aşikâr. Bize 15 Temmuz ve sonrasında yapılanların şu anda Venezuela’da yapılmak istendiği bütün dünya tarafından açık seçik görülmektedir. Saldırıların temelinde sözde hâkim güç ABD’ye boyun eğmek ya da eğmemek ekseninde yürüdüğü çok barizdir.

Herkes fedakârlık yapmalı

-Milletimizin emperyalist oyunlara karşı duruşuna ne dersiniz?

Dünya tarihine baktığımızda neredeyse tüm savaşların, bu coğrafyada yapıldığını görüyoruz. Bu coğrafya yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile tarih boyunca emperyalist ve kapitalistlerin sahip olmak istediği bir mecra olmuştur. Şu anda da zaten mevcut durum bunu ifade ediyor. Dolayısıyla burada yaşamak, uyumamayı, uyanık olmayı ve Osmanlı sınırları içindeki toprakları halen bizim sahiplenmemiz ya da korumamız gibi bir sorumluluğu da getiriyor. Meselenin ekonomik olmadığı, paranın bu saldırıda sadece bir argüman olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu memleketin ekmeğini kazananların, vakti zamanı geldiğinde fedakârlık yapabileceği kimsenin gözünden kaçmamalıdır. Fedakârlık demişken, yapıyormuş gibi görünmek yerine gerçek fedakârlıktan bahsediyorum tabi ki de… Servetinin eksilmesini göze alabilecek, hatta da feda edebilecek bilinçte olmak önemli aslında.

-İktidar ile imtihan olan İslami kesim bu zorlu imtihanda nerede kaybetti, nerede kazandı?

Uzun yıllar acı çeken bir kesim, Allah’ın inayeti ile iktidarı taşıma görevi ile görevlendirildi. Bu kesimin yaşadığı sıkıntılar, bu iktidarı elde etmek için değildi. Önemli olan Allah için yaşadığımızı ve sadece ona hesap vereceğimizi bilmek ve buna göre yaşamaktır. Eğer bu kesim, dünyaya gönderiliş amacını unutur, ya da bu çizgiden saparsa, kapitalist kesim ile arasında hiçbir fark kalmayacağını bilmeli. Şahsi menfaatlerini en önde tutmanın bedelini gerek bu dünyada gerek öbür dünyada ödeyeceğini bilmeli. Zira kazanılmış gibi görünenler kaybedilmiş, kaybedilmiş gibi görünenler de kazanç olabilir.

Türkiye İslâm’ın bayraktarı

-Türkiye sizce neden önemlidir. Türkiye’nin sizdeki karşılığı nedir?

Türkiye, sadece Türkiye’den ibaret değildir. Bu devlet, Osmanlı’nın sancaktarı, İslamiyet’in bayraktarıdır. Avrupa, Afrika, Balkanlar ve Ortadoğu’da bize rağmen hiçbir şeyin yapılamayacağını gerek bu ülke vatandaşlarının gerek bütün dünyanın idrak etmesi ve buna göre hareket etmesi gerekiyor. Türkiye’nin bendeki karşılığı, uğruna canımı hiçe sayacağım, şehitlerimizin ve atalarımızın bize emanet ettikleri Özyurt, anavatan... Emperyalistlerin Erdoğan’ı sevmemesi de vatansever olmasından. Erdoğan, bu ülkeyi istedikleri gibi yöneteceğini zanneden sözde hakim güçlere karşı çok onurlu bir davranış sergiliyor. Bu ülkede tasarruf hakkının sadece bu ülke vatandaşlarının olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

Erdoğan uyandırdı

Ülkemize yol çizmeye kalkan dış güçlere, karşı koyuyor. Kendi gücümüzle ayakta duracağımızı söylüyor. Yaptığı, siyasi ve ekonomik hamleler de bunu gösteriyor. Ülkemizin sömürülmesine ya da parçalanmasına izin vermiyor. Emperyalistlere; “Size burada ekmek yok” diyor. Ben de emperyalistlerin yerinde olsam Erdoğan’ı sevmezdim. Ama bize düşen görev, adeta tüm dünyaya tek başına direnen bu onurlu insanın yanında yer almaktır.

Hainin zengini fakiri olmaz

-Yoksul halk bütün varlığı ile devletinin yanında, ama aynı duyarlılığı sermaye sahipleri göstermiyor deniliyor, katılıyor musunuz?

Vatanını sevmek, zenginlik fakirlik kriterlerine göre olmaz. Ya vatanını seversin, ya da sevmezsin. Nice zengin kişiler 15 Temmuz’da şehit oldu. Ancak dış güdümlü bazı holdinglerin bu memleketin zararına faaliyet gösterdiği de herkesin malumu. Ancak bu holding sahipleri sermayedar olmasa idiler bile aynı tavrı sergileyecek idi. Ama bu memleketin nimetlerinden faydalanıp bu ülkenin zararına bilinçli olarak çalışanların vatan haini dışında bir tanımlamaları da mümkün değildir.

Vicdanlı nesiller yetiştirelim

-Gelecek nesilleri nasıl hazırlamalı, onları hangi alanlarda uzmanlaşmaya yöneltmeliyiz?

Bugün bütün dünyanın en büyük sorunu, ama tarih boyunca değişmemiştir ki o da eğitimdir. Ancak ben eğitimden sadece üniversite, ya da bilimi kastetmiyorum. İnsani ve vicdani eğitime çok önem vermeliyiz. İnsanın sadece kendisi için yaşamadığını, sorumlulukları olduğunu çocuklarımızın ve gençlerimizin zihnine işlemeliyiz. Vicdanı olmayan bir nesli nasıl eğitirseniz eğitin sonucu tam anlamı ile facia olacaktır. Ehliyet almak size otomobil kullanma hakkını verir, ama bu, sizi şoför yapmaz. Çocuk doğurabilirsiniz, ama bu sizi anne yapmaz. Hukuk fakültesini bitirmek, insanı avukat yapar ama bu iyi bir hukukçu olacağınız manasına gelmez.  Vicdanı olan bir nesil hangi alana yönlenir ise yönlensin başarılı olacaktır.

İSMMMO’da 30 yıl taş üstüne taş koymayan zihniyeti yıkacağız

-İSMMMO olarak gelecekte hangi projelerin altına imza atacaksınız?

Bizler Mali Müşavirler Derneği olarak, üzerimizde büyük bir sorumluluğun olduğunu biliyor ve buna göre hareket ediyoruz. Bunları şöyle sayabilirim: “Bordrolu çalışan Mali Müşavirler için ücretlerin iyileştirilmesi, bağımsız ofis sahipleri için mücbir sebep uygulaması. Yine ofis işletenlerin rahatça yapabilecekleri bir Mali Tatil uygulaması, haksız rekabetin üstüne ciddi bir şekilde gidilmesi, meslekteki itibar probleminin bitirilmesi...” Bunlar  gibi daha birçok projelerimiz var.  Bunlarla ilgili somut adımlar atıyoruz ve atmaya devam da edeceğiz. 1989 yılından beri Oda’yı yöneten aynı zihniyettir ve meslek adına şimdiye kadar hiçbir kazanım sağlamamıştır. Üyelerinden habersiz, kopuk bir yönetimin mesleği ne hale getirebileceğini bu yönetim, tüm Türkiye’ye göstermiştir.  Bizler, meslektaşa hizmetkâr olmaya talibiz. Onları müşteri gibi gören zihniyetin tam aksine hepimiz aynı mesleği icra eden emekçiler olarak ancak birlik ve diyalog ile sorunlarımızı aşabiliriz diyoruz. Mayıs 2019’da Rabbim nasip ederse 30 yıldır taş üstüne taş dahi koymayan bu zihniyetin yıkılacağı tarih olacaktır. Bizler ümitliyiz. Meslektaşlarımız için dertliyiz, onların problemi bizim problemimizdir diyerek yola çıkacağız inşallah.

Fatma Gülşen Koçak- Yeni Akit

Bu yazı toplam 146 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim