• İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

Cüneyd Altıparmak: “Koronavirüs”ün Uluslararası Hukuk Gündemine Gelmesi Hakkında Bir Değerlendirme

Cüneyd Altıparmak: “Koronavirüs”ün Uluslararası Hukuk Gündemine Gelmesi Hakkında Bir Değerlendirme
TYB Akademi 30, Eylül 2020
  1. Giriş

Hukuk canlı bir disiplindir. Güncel gelişmelerden etkilenir. Korona meselesi de hayatımızı çok değiştirdi. Bu değişiklik, beraberinde hukuki tartışmaları, mevzuat eksikliklerini, hızlı biçimde karar alınması gereken durumları ortaya çıkardı. Bir yanıyla hukukumuzdaki eksikleri görmemizi sağladı.  Devletler, karantinaya alma, uçuş yasağı getirme, uçuşları iptal etme, erteleme, yurt dışına çıkışı yasaklama veya yurda girişe sınır getirme, sokağa çıkma yasağı, bazı malların satışının yasaklanması gibi tedbirlere başvurdular, hatta bir kısmına halen devam etmekteler. Bu bağlamda, uluslararası hukuku da etkileyecek bir takım gelişmeler yaşandı. Bu yazımızda, belirli gelişmeleri ele alarak uluslararası hukukun bu süreçten nasıl etkilendiğini ve bu etkilerin ilerleyen zamanlarda nasıl bir hale dönüşebileceğine değinmek istiyoruz. Bu bağlamda yazımızda, konunun teorisinden ziyade güncel pratiği üzerine yoğunlaşacak biçimde koronavirüsün uluslararası hukuktaki etkileri üzerine bir değerlendirme yapılacaktır.

John Gray’in dediği gibi “bu kriz tarihte bir dönüm noktasıdır, liberalizm deneyi miadını doldurdu” belki de[1]. Ama bu “miat” süreci bile ister istemez doğacak sorunlara gebe… “Pandemi” yeni bir çağ açabilir. Ancak bu süreçte tüm dünyayı bekleyen bir zorlukları oluyor. Bir çok alandaki “algı” kırılıyor, değişiyor. Korona, Dünya Sağlık Örgütü’nce “Pandemi” yani küresel salgın olarak ilan edildi ve bu durum tüm ülkeleri teyakkuza geçirdi. Ülkelerce uygulanan tedbirler, hukuk alanına -özelde kişi hak ve özgürlüklerine- müdahale edilmesi sonucunu doğurdu. Bu kısıtlamalar sadece kamusal alanı ilgilendiren kısıtlamalar olarak kalmadı, dolaylı veya doğrudan olmak üzere özel hukuka tabi iş ve işlemleri de etkiledi.

 

Bu süreçte ülkelerin Sağlık Bakanlıklarının başat belirleyici rol oynadığı bir döneme girildi. Böylece Sağlık Bakanlıkları ve yetkili kurulların çizdiği çerçeve ile bağlı kalarak, bu mücadeleye dâhil olmak durumunda kaldı. Bu da salgınla mücadelenin mevzuattaki karşılığını bir başka ifade ile salgın hukukunun neler olduğunu akla getirdi. Bu haliyle, salgın nedeniyle tatbik edilen kurallar bu bağlamda salgının hukukunu teşkil ederken, bu kere başta ülkemiz olmak üzere birçok ülke salgın sebebiyle yeni düzenlemelere gittiler. Adeta eksik mevzuatlarının tamamladılar. Bu noktada, Özalp’ın bir tespitine yar vermek isteriz: Hükümetler bireyler nezdinde güven kazanmak zorundadır. Çünkü olağanüstü şartlarda krizlerin yönetilmesi hükümetlerin geleceğini ve liderlerin halkın nezdindeki karizmalarını doğrudan etkilemektedir. 1990’larda Ebola ve Veba krizinde, 2003’te ise SARS hastalığının yayılmasında salgın hastalığın ulusal güvenlik ve istikrara olan potansiyel etkisinden dolayı özellikle Batı devletlerinin endişeleri artmıştır. Bu nedenle devletlerin küresel sağlık örgütlerinde faal bir şekilde bulunmaları, salgın öncesinde gerekli tedbirleri almaları uluslararası sorumluğu oluşturmaktadır[2]”. Özalp’ın bu görüşü aşağıda çerçevesinin çizeceğimiz uluslararası yükümlülüklerin kapsamını, bu yükümlülükleri uygulayan veya düzenleyen kurumların kimliğine ve ayrıca devletlerin bu konuya yaklaşımlarını ortaya koymayı gerekli kılmıştır.

 

II.Devletlerin Yükümlülüklerinin Çerçevesi

Bir çok ülkenin anayasasında, genel sağlığın korunması ve planlanmasının devletlerin kendilerine biçtiği ödev olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz[3]. Bunlara ek olarak, ülkeler uluslararası alanda da kamu sağlığının korunmasına dönük adımlar atmıştır[4]. Bu konudaki temel belge, Uluslararası Sağlık Tüzüğü’dür (UST). Bunun dışında da sağlık alanında belgeler oluşmuştur. Bunlardan Alma-Ata, Lizbon, Kopenhag, Amsterdam ve Bali Bildirgeleri ile Adelaide, tavsiyeleri ve Ottawa şartının da çeşitli konuları içeren metinler olduğunu belirtmek gerekir. Ancak UST, geniş ve kapsayıcı durumu ile diğerlerinden farklıdır. Özellikle kamu sağlığı ve salgın boyutu itibarıyla önem arz eder[5].

Dünya Sağlık Kurulu tarafından kabul edilen bu Tüzük kamu sağlığının korunması ve salgının önlenmesine ilişkin hususları içeren temel bir belgedir[6]. Önceleri veba, humma, çiçek hastalığı, tifüs, tekrar eden ateş ve veba gibi hastalıkları kapsıyorken, SARS’ın 2005 yılında dünyayı kasıp kavurmasından sonra, grip başta olmak üzere bir çok hastalık türü bu metne derç edildi[7]. UST’nin “halk sağlığı riskleri ile orantılı ve bunlarla sınırlı olan ve uluslararası trafik ve ticaret ile gereksiz müdahaleden kaçınacak yollarla hastalıkların uluslar arası bir şekilde yayılmasını engellemek, kontrol altına almak ve halk sağlığını koruyucu tedbirler almak” biçiminde ifade edilecek bir kapsamı vardır[8].

UST, tüm dünyayı saran ve acil duruma haiz halk sağlığı sorunlarında ve hastalıklarında uygulanmaktadır. Buna göre “uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durum”  evrensel düzeydeki hastalık yayılması durumunda devletlere halk sağlığı sorunu doğuracaksa veya koordinasyonu zorunlu kılan olağanüstü durumlarda söz konusu olmaktadır (UST m.1).

UST’nin ‘Her Taraf Devlet, Ek-2’de belirtilen karar aracını kullanarak kendi ülkesi dahilinde meydana gelen olayları değerlendirecektir. Her Taraf Devlet, karar aracı uyarınca kendi ülkesi içindeki uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumuna yol açabilecek tüm olayları ve aynı zamanda bu olaylara yanıt olarak uygulanan herhangi bir sağlık önlemini, Ulusal UST Odak Noktası aracılığıyla ve halk sağlığı bilgilerinin değerlendirildiği 24 saat içinde, mümkün olan en etkin haberleşme araçları ile DSÖ’ne bildirecektir” şeklindeki 6.maddesine göre, ülkelere, kendi ülkelerinde meydan gelen ve belirttiğimiz riskleri haiz durumları, bu durumlara karşı alınan tedbir ve gelişen olayları, bunlara dair halk sağlığı bilgilerini Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmesi yükümlülüğü yüklemiştir. DN Bunun doğal sonucu olarak elde edilen bilgi ve bulguların tüm detayları ile DTS’ye bildirilmesi, raporlanması yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bunların derhal ve makul zaman içinde ilgili yerlere bildirilmesi Tüzüğe göre bir yükümlülüktür. Buna göre halk sağlığı acil durumları hakkında uluslararası topluma bilgi vererek, hastalığın yayılmasının önlenmesi ve halk sağlığının korunması için gerekli önlemleri almasını devletlere yüklemiş ve buna dair mekanizmaların harekete geçirilmesini sağlamıştır[9]. Aslında şu soruyu sormak gerekir: Uluslararası örgütlerin yetki ve sorumlulukları nelerdir? Bu sorunun cevabının bulabilirsek, gelecekte yaşanacak olası salgın vakaları için önleyici tedbirleri daha güçlü biçimde alma imkânı bulabileceğiz.

II. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sorumluluğu Mümkün mü?

Dünya Sağlık Örgütü, BM tarafından oluşturulan diğer örgütlenmelerden farklı olarak, çok daha bağımsız bir görünüm arz eder. Kuruluş amacı tüm insanların, olabilecek en üst düzey sağlık hizmetine erişmesini sağlamaktır. Halen de gündemde olan (ABD’nin çekilmesi vb) ve geçmişten gelen bir takım eleştirilere ve işlevini yitirdiğine dair fikirler ileri sürülse de[10], DSÖ, koronavirus sebebiyle ortaya çıkan süreçte, önemli bir rol oynadı ve halen bu rolü devam etmektedir[11]. SARS ve benzeri deneyimler geçiren DSÖ, koronavirüs sebebiyle bilinirliği artmış bir kurumdur.

DSÖ; “Dünya Sağlık Örgütü Anayasası[12]” (DSÖAY) kurallarına bağlı olarak görevini icra eder. Tüm üyelere açık bu yapı (DSÖAY m.3 ve m.4) kararlarını Dünya Sağlık Asamble marifetiyle alır, yönetim kurulu ve sekreterlik marifetiyle icra eder (DSÖAY m.9 vd)

DSÖ'nün Anayasasına göre "tüm insanların mümkün olan en yüksek sağlık düzeyine ulaşmaları" amacıyla kurulmuş uluslararası bir örgüttür (DSÖAY, m.1) . DSÖ, bu gaye ile uluslararası sağlık çalışmalarının yönetimi ve eşgüdümünü sağlama hedefindedir[13]. DSÖ’nün kendi anayasası vardır. DSÖ çalışanları anayasasının “Bölüm XV[14]” uyarınca ve Birleşmiş Milletler Ayrıcalıklar ve Dokunulmazlıklar Sözleşmesi uyarınca çeşitli muafiyetlere sahiptir[15]. Bu hak ve imtiyazlar, uluslararası anlamda, DSÖ’nün sorumlu tutulamayacağı bir tablo karşımıza çıkmaktadır. Zira, DSÖ’nün üyeleri, görevlileri, teknik ve idari personeli, iş gördürdüğü kimseler bu imtiyazlara sahiptir. Yine bu kimseler her türlü yasal işlemlerden doğan sorumluluklar muaftırlar.

III. Uluslararası Yargı Kurumları

Uluslararası mahkemeler denilince, konumuzla ilintili olarak Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve bölgesel olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yönünden meseleye bakabiliriz:

A.Uluslararası Adalet Divanı (UAD)

Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın 14. Bölümü uyarınca, tüm üyeler BM’nin ana yargı organı olarak Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’ne taraftırlar. BM Anlaşmasının 94.maddesine göre de,  BM üyeleri taraf olduğu tüm uyuşmazlıklarda Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kararlarına uymakla yükümlüdürler. Anlaşma aynı zamanda, ilgili devletin Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı uyarınca kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde uygulanacak mekanizmayı düzenler. Bu durumda, uyuşmazlığın diğer tarafı Güvenlik Konseyi’ne başvurabilir. Güvenlik Konseyi gerekli görürse, hükmün yerine getirilmesi için tavsiyelerde bulunabilir ya da alınacak önlemleri kararlaştırabilir. Ancak, söz konusu düzenlemeden, sorumlu bir devletin rızası olmadan uluslararası bir mahkemede yargılanmaya zorlanabileceği sonucuna varılmamalıdır. Belirttiğimiz üzere UAD, BM’nin başlıca adli organıdır. Burada davalar devletler tarafından açılabilir. Yani, UAD’a başvuru ancak bir devlet marifetiyle yapılabilir. Burada, antlaşmaların yorumlanması, uluslararası hukuktan doğan haklar ve uluslararası hukuka aykırı eylemlerden dolayı tazminat vb. konularında kararlar verilir[16].

Koronavirus noktasında meseleye bakınca UAD, Uluslararası Hukuk Komisyonu tarafından kabul edilen 2001 tarihli “Uluslararası Haksız Fiilden Ötürü Devletin Uluslararası Sorumluluğu Kuralları” (Kurallar) bağlamında meseleyi ele alacaktır. Söz konusu kurallar uyarınca, bir devletin icrai veya ihmali bir fiilinden kaynaklanan uluslararası haksız fiilin uluslararası hukuka göre ilgili devlete isnat edilebilir olma ve ilgili devletin uluslararası bir yükümlülüğünün ihlali oluşturma olmak üzere iki unsura sahiptir. Kurallar gereği,  genel olarak devletin “fiilinin” kapsamını geniş bir şekilde tanımlamakta ve devlet otoritesinin unsurlarını kullanma yetkisine sahip bir devlet organı, kişi veya kurumun fiilini devletin fiili olarak kabul etmektedir. Öte yandan, bir devletin bir haksız fiilden doğan yükümlülüğünün, uluslararası haksız fiilden kaynaklanan zararın giderilmesi bakımından bazı yasal sonuçları bulunmaktadır.  Kuralların 30. maddesi, uluslararası haksız fiilden sorumlu devletin, bu tür bir ihlalin tekrar edilmeyeceğine dair uygun güvenceleri ve garantileri sunması gerektiğini beyan eder. Bu nedenle, her ne kadar uluslararası toplum, bu aşamada devletlerin virüsünün yayılması ile ilgili tüm ihmallerini belirleyemese de, tüm dünya ülkelerinin böyle bir salgın hastalık krizinin tekrarlanmamasından sorumlu olduğunda şüphe bulunmamaktadır.

Kurallar bu duruma paralel olarak sorumlu devlet için bir tazminat mekanizmasını düzenlemektedir. Buna göre, sorumlu devlet uluslararası haksız fiil ile neden olunan bütün zararı onarmak yükümlülüğü altındadır. Zarar kavramı, devletin söz konusu uluslararası haksız fiilinin sonucu olan maddî ve manevi bütün zararı kapsayacak şekilde geniş biçimde tanımlanmıştır. Yani uluslararası insan hakları belgeleri, sağlık antlaşmaları, tüzükler ve benzeri belgelerdeki aykırılıklar için UAD’a başvurulması mümkündür. Henüz bir devletin Çin’i UAD’a taşıdığı vaki değildir. Böyle bir başvuru yapmak sonucu itibarıyla hukuki olsa da, aslen siyasi bir karardır. Gidildiği zaman da özetle;  Çin’in imzacısı olduğu uluslararası belgelerdeki korona (yani salgın hastalık) yükümlülüklerinde neyi hatalı yaptığına bakılacaktır. UAD açısından bir devletin başvurusu halinde korona konusunun  “devletin tüm uluslararası haksız fiilleri, sorumluluğunu doğurur” ilkesince ele alınabilecektir.

B. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)

UCM, başta BM’nin, uluslararası diğer teşkilatların, çeşitli sivil toplum yapılarının arayış ve çalışmaları sonucunda kurulmuş uluslararası bir mahkemedir[17]. Mahkeme, “Roma Statüsü” gereğince faaliyet göstermektedir[18]. Roma Statüsü’nün, “Önsöz Bölümü” UCM’nün uluslararası boyuttaki “ciddi suçları” yargılama yetkisinin olduğunu belirtmekte, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları gibi suçları yargılayacağını kayıtlamıştır[19].

Roma Statüsü’nde, UCM’nin görev alanındaki bir durumla ilgili olarak nasıl sürece müdahil olacağı “Yargı Yetkisinin Uygulanması” başlıklı (m.13) maddede ele alınmıştır. Buna göre üç ihtimal söz konusudur:

  1. İhtimal; taraf devletlerin UCM’ye başvurmasıdır. Bu halde müracaat savcılığa yapılacaktır (m. 13/a).
  2. İhtimal ise;  BM Andlaşmasının VII. Bölümünde belirtilen durumdur. Bu halde, Güvenlik Konseyi harekete geçmekte ve durumu savcıya bildirmektedir. (m.13/b)
  3. Son ihtimal ise, resen bir soruşturma başlatılmasıdır. Bu halde, kişilerden gelen “suç duyurusu” türündeki başvurularda bu bağlamda ele alınabilir. (m. 13/c)[20]

Koronavirus konusunda eylemin kasti gerçekleşmiş olmasının insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması mümkündür. Nitekim Statünün 7.maddesinde “…bir sivil topluluğa karşı geniş çapta ve sistematik bir saldırının bir parçası olarak… öldürme, toplu yok etme,…uluslararası hukukun temel kurallarının ihlali sonucu…fiziki özgürlüğünün kısıtlanması…” eylemi suç olarak kabul edilmiştir. Yine Statünün 8.maddesine göre “…biyolojik deneyler dahil işkence ve insanlık dışı muamele…” “Cenevre Sözleşmelerinin[21] ciddi şekilde ihlali…” “zehir veya zehirli silah kullanılması” gibi eylemler ise “savaş suçu” olarak kabul edilmiştir. Tüm bunlar kasten yapıldığının tespit edilmesi halinde Çin’in hakkında davaları gündeme getirebilir. Fakat, koronavirus konusunda, devletlerce ve BMGK tarafından meselenin UCM’ye taşındığı vaki değildir. Resen bir soruşturmada söz konusu olmayıp, bazı ülke vatandaşlarının UCM’ye başvurusu söz konusudur, ki buna (ABD bahsinde) değineceğiz[22].

C.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir[23]. Buraya kişiler ve devletler başvuru yapabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) taraf olan devletler “yaşama hakkını” güvence altına aldılar. Bu konuda yani üye devletlerin buna dikkat edip etmediği noktasında yargılama  yapıp haklarında karar verecek AİHM’dir. Sağlık konusunda pandemi ilan ettirecek kadar önemli bir durum, AİHS’in ihlali olarak ele alınması gündeme gelebilir. Ancak Çin bu konuda taraf olmadığı için, bu mahkemede yargılanması “yargı yetkisi” bakımından mümkün değildir. Ancak bir Avrupa ülkesi ve AİHS’e taraf diğer ülkeler  için bu mümkün ki buna ülkeler açısından değineceğiz.

 

IV. Bazı Ülkeler Açısından Olası Durumları

Hukukçu olsun veya olmasın herkesin yaşananlardan çıkardığı sonuç şudur: Uluslararası hukuk açısından, “güçlü” olmak çok önemli bir durum. Özünde siyasi yönü ağır basan, gücün hak doğurduğu bir mecradır. Açılan ve açılacak davaların mahiyeti hukuken (de jure) elverişli olmasına rağmen,  fiilen (de facto) icrası belki de hiç mümkün olmayacak türden olabilir. Bu konuda birkaç ülkenin durumu açısından değerlendirmelerimizi arz etmek isteriz.

 

  1. Avrupa Ülkeleri: İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa…

    

     İtalya, Korona’nın “Avrupa’daki üssü” haline gelen ve bu krizden henüz kurtulamamıştır. İtalya’nın bu biçimde bir üsse dönüşmesinin temel sebebi ise yetkililerin olayı “hafife” alması ve geç müdahale etmesi olarak değerlendiriyor. Hatta ülkede, sosyal medya üzerinden örgütlenen bir kitlenin "Noi Denunceremo[24]”sloganı bu süreçte “ihmal ve yetersizlikle suçladıkları yetkililer hakkında dava açmaya hazırlandığı” bir dönem yaşanıyor[25]. Durumun İspanya içinde aynı olduğunu söyleyebiliriz[26]. Konunun bu yönünün öncelikle iç hukuk sisteminde ele alınacaktır. Ancak sonrasında, meselenin AİHM gündemine taşınması olasıdır.

    

     Nitekim, AİHM Başkanı, Robert Spano verdiği bir mülakatta ülkelerin tutumlarına dair şu hususlara değinmektedir: “…Önlemlerin mahremiyet hakkı, yaşam hakkı, serbest dolaşım hakkı ve toplanma özgürlüğüne etkileri olduğu aşikâr. Ancak bundan etkilendiğini düşünenler önce ulusal mahkemelerine başvurmalı ve iç hukuk yollarını tüketmeli, eğer Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) uyarınca insan haklarının ihlal edilmesi söz konusuysa. Nihayetinde Avrupa'daki halklar için yolumuz açık. Ancak şu anda Strasbourg'a gelip gelemeyecekleri konusunda bir değerlendirme yapamam. Toplumda kriz olduğunda kişisel çıkarlarla toplumsal çıkarlar arasında bir gerilim yaşanıyor. Bu da zaten AİHS'nin temelini oluşturuyor”… “Tek tek ülkeler üzerinden konuşamam, bu uygun olmaz. Ama AİHS'nin uygulanışına ilişkin farklı aşamalar içinde olan 47 üye ülke söz konusu olduğunu söyleyebilirim. Bunun da tarihi ve kültürel nedenleri var. AİHS'nin olumlu etkileri oldu, ancak bazı ülkelerde belirli siyasi hedefler, yargının reformdan geçirilmesi ya da hukuk devleti ilkesi söz konusu olduğunda gerilimler yaşandığını görüyoruz. Üye ülkeler ve nihayetinde mahkeme de siyasi önlemlerle AİHS'nin birbirine uyumlu olup olmadığı konusunda karar vermek zorunda”[27]. Bu durumda, Avrupa ülkelerinin AİHM gündeminde olma ihtimali hayli yüksek görünmektedir[28].

    

     Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “nous somme en guerre[29]” şeklindeki ilanı ile insan hakları anlamında, Avrupa’nın sınırlarını zorlayacağı bir dönemin ortada olduğunu söyleyebiliriz. İnsan hakları anlamında bunca yıllık süreçteki kazanımların oluşturduğu çerçeve ve bunları bırakma arasına sıkışma durumunun doğdurduğu sonuç gerçekten, AİHM ve Sözleşme bağlamında yeni bir tablo karşımıza çıkarabilir[30].

    

     İngiltere içinse bir ihmalden ziyade, tercihten doğan bir sorun söz konusu olabilecektir. İngiltere bilineceği üzere; İspanya ve İtalya'nın aksine salgına hazırlanmak için zamanı olmasına rağmen "sürü bağışıklığı" stratejisi takip etmeyi tercih etti. Bunun sonucu olarak uçuşlar yasaklanmadı, okullar kapanmadı, işyerleri açık tutuldu, kısacası “bulaşma” ihtimalini ortadan kaldıracak tedbirler alınmak yerine bilinçli olarak tercih edilmedi[31]. Aynı durum ve yaklaşım Hollanda içinde geçerli olmuştu. Nitekim Hollanda Başbakanı bu durumu, "Hollanda halkının büyük bir kısmının önümüzdeki süreçte enfekte olacağı bir gerçek" sözleriyle savunduğu görüldü[32]. Ancak bilimsel olarak “sürü bağışıklığı” durumunun “başarısız” bir yaklaşım olduğu ortaya konulunca, ortada ağır ihmal olarak da niteleyebileceğimi bir durum ortaya çıktı[33].  

 

Meselenin AİHM boyutunda, yukarıda da değindiğimiz üzere “bireysel başvuru[34]” durum mümkündür[35]. Yani konuya ilişkin devletlerin meseleyi yargı birimlerine taşıması gibi bir zorunluluk yoktur. Yine konunun bir başka yönüyle Avrupa ülkeleri bağlamında UAD gündemine (ancak bir ülkenin başvurusu ile) taşınması da teorik olarak olasıdır.

 

  1. Amerika Birleşik Devletleri

     ABD’de, Çin’e karşı dava süreçleri daha somut düzeyde seyretmektedir. Hali hazırda, Çin devletine karşı ABD’de yüklü bir tazminat davası açılmıştır. Bu davanın durumu biraz ilginçtir. Zira, pratik olarak böyle dava mevcut ise de, uluslararası hukuk kurallarına göre, bir devletin, kendi ülkesindeki mahkemelerinde bir başka devleti mahkum etmesi veya tazminat ödemesine hükmetmesini bir yana bırakalım,  yargılaması bile çok ciddi bir kriz sebebi olabilecek düzeydedir. Basına “Çin’e 20 Trilyon Dolarlık Dava” manşeti ile yansıyan[36] dava ABD’de  “Freedom Watch” isimli bir yapı tarafından “class aciton[37] yani topluluk davası olarak Kuzey Texsas Bölge Mahkemesinde açıldı. Davalı olarak ise Çin Halk Cumhuriyeti, Çin Özgürlük Ordusu, Wuhan Ensitüsü, Enstitü Direktörü Shi Zhengli, Tümgeneral Chen Wei’ gösterildi. Davacıların iddiaları şöyle sıralanabilir[38]:

  1. “Korona virüsü Çin yetkililerce hazırlanan bir biyolojik bir silah”.
  2. Virüs, Wuhan Enstitüsü’nden çıktı”.
  3. “Virüs ile Çin Hükümetince toplu ölümler tasarlandı”.
  4. “Bu durum hükümetçe örtbas edilmek istendi”.
  5. “Bunun için Çinli doktorlar ve araştırmacılar tehdit edildi”.
Dava dilekçesinde “JASTA[39]” ( “Justıce Against Sponsors of Terrorism Act”, yani “Teröre Yardım Edenlerin Yargılanması Hakkında Kanunun”) atıf yapılması, konuya ilişkin “yargı yetkisi” ve “uluslararası etki” kazanması bağlamında farklı bir noktaya taşıyor. JASTA, diğer devletlerin ABD’nin tanımladığı ve listesine aldığı uluslararası terör unsurlarına ilişkin olarak yükümlükler yükleyen bir içeriğe sahiptir (Bkz. JASTA m.3). Bilineceği üzere, bir ülkenin diğer ülkeyi normal şartlar altında, yargılayıp tazmin yükümü altına sokması “teorik” olarak bile çok mümkün görünüyor. Ancak, suçlu “gerçek kişileri” yargılaması olasıdır. Zira, bir ülkede işlenen veya etkisi o ülkede devam eden eylemler için ülkelere faillerini yargılama yetkisi uluslararası kabul gören bir durumdur[40] . Bu bağlamda dava dilekçesindeki  “terör”, “biyolojik saldırı” konuları davayı yetki yönünden ABD mahkemelerinin bakabileceği duruma taşımaktadır. Verilecek kararın hukuki niteliğinden ziyade siyasi sebep-sonuç ilişkisi doğuracağı da açık bir biçimde ortada durmaktadır. 
Bu izaha paralel olarak bir noktayı daha ilave edelim: Freedom Watch, aynı Uluslararası Ceza Mahkemesine de bir başvuru yapmış yani ortada bir suç olduğunu bildirmiştir. Bu başvuru da şüpheli olarak  Çin Devlet Başkanı ve Politbüro üyeleri ne ek olarak Çin Ordusu, Wuhan Ensitüsü, Enstitü Direktörü Shi Zhengli, Tümgeneral Chen Wei gösterilmiş durumdadır. Hatta bu başvuru ile iktifa edilmeyerek, yakın bir tarihte “güncellenmiş/genişletilmiş” iddiaları içeren bir dilekçe ile UCM nezdindeki girişimini sürdürmüştür[41]. Yukarda UCM’nin yapısını izah ederken anlattığımız üzere; UCM, “insanlığa karşı suç” işlenmiş olması halinde, savcılık tarafından araştırma yapılarak, konuyu mahkemeye taşıyabilmektedir. Dilekçede kimyasal, biyolojik silah ve zehirli gaz kullanımı yasaklayan ve Çin’in taraf olduğu sözleşmelere[42], korona hakkında basına yansıyan haberlere, yetkililerin açıklamalarına yer verilmiş, gayet uzun sayılabilecek bir biçimde kaleme alınmıştır. Böylece durum ABD tarafından (devlet olarak değil ve fakat) vatandaşları aracılığı ile uluslararası yargıya taşınmış durumdadır. 
ABD’de açılan davanın uluslararası hukuk kurumları açısından ele alınması mümkün gözükmüyor ama farklı bir hazırlık için zemin oluşturabilecek mahiyette olduğunu düşünmemiz mümkündür. Missouri Eyaleti Başsavcısı Eric Schmitt’in Çin’in ilk aşamada bilgi saklamasının, aslında önlenebilir olan bir salgının “gereksiz yere tüm dünyada yayılmasına yol açtığını” belirterek yaptığı başvuru[43], New Jersey’de (NJ) market görevlisinin yüzüne  “Corona virüslüyüm” diyerek öksüren kişinin  Adalet Bakanlığı’na göre “biyolojik savaş maddesi”  olarak değerlendirilen korona nedeniyle  üçüncü derece terör tehdidinden yargılanacak olması ve NJ Eyalet Savcılığı emniyet birimlerine gönderdiği de yazıda, bu tip konulara özellikle dikkat edilmesinin,  bu tür hareketlerin virüsün biyolojik madde olarak değerlendirilmesi sebebiyle federal terör kapsamında olabileceğini belirtmesi [44]  bir markette korona olduğu konusunda şüphe duyulan kişinin temas ettiği ürünlerin (yaklaşık 35 bin dolarlık) market tarafında çöpe atılması gibi [45] konular, ABD’den çıkan ve uluslararası hukukun gündemine gelecek yeni durumlara işaret ediyor. 
 
 
<>C.[46]. Özellikle sağlık alanında meselenin ele alınması, ilaç teminin ve özellikle “koronavirus hastalığı ile mücadele kapsamında, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın tüm kişilere[47]” ücretsiz tanı, tedavi ve ilaç sağlanacağının bildirilmesi devletin sorumluluğu anlamında, dünyada benzeri nadir bulunacak düzeydedir. Anayasının 56.maddesindeki “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler” hükmü, UST’nin bulaşıcı hastalıklarının bildirilmesine dair “Her Taraf Devlet, karar aracı uyarınca kendi ülkesi içindeki uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumuna yol açabilecek tüm olayları ve aynı zamanda bu olaylara yanıt olarak uygulanan herhangi bir sağlık önlemini, Ulusal UST Odak Noktası aracılığıyla ve halk sağlığı bilgilerinin değerlendirildiği 24 saat içinde, mümkün olan en etkin haberleşme araçları ile DSÖ’ne bildirecektir” şeklindeki 6.maddesi, DSÖ Anayasının halk sağlığı ve salgın nedeniyle gerek burada ve gerekse alt düzeydeki düzenlemelerdeki yükümlülüğüne riayetle[48], devlet olarak hukuki taahhütlerini yerine getirmiştir. Bunun en yakın örneği, Geri Gönderme Merkezi'nde tutulan Rusya Federasyonu vatandaşı beş kişinin, koronvirus bulaşma riski altında olduklarını iddia ederek haklarındaki idari gözetim kararının kaldırılmasına ilişkin tedbiren tahliye talebiyle AİHM’e başvurması üzerine Mahkemece verilen karardır. Başvurucuların, merkezin fiziksel koşullarının kötü olduğunu, uzun süredir bahçeye ve havalandırmaya çıkamadıklarını, sık sık hastalandıklarını, tedavilerinin tam olarak yapılmadığını öne süren başvurucular, kendilerine yeterli temizlik maddelerinin, bulaşıcı hastalıklardan koruyucu malzemelerin verilmediğini, çocuklarının yeterli şekilde beslenemediğini, merkezin kalabalık olduğunu ileri sürdükleri başvuruda, AİHM “başvurucuların iddialarını soyut bularak tedbiren tahliye talebini reddetti, başvuruyu da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi[49]

 

Ülkemizde, Çin hakkında bireysel bir takım girişimlerde oldu. Bir doktor, Wuhan Enstitüsünün,  viroloji ve immünoloji alanında birinci sınıf araştırma yapan dünyaca ünlü bir enstitü olduğunu ve buradaki araştırmalardan koronavirusün sızdığını iddia ederek, bu davranışın suç oluşturduğunu, ilgililerin cezalandırılması için suç duyurusunda bulundu[50].  Yine avukat, in Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping hakkında, 'koronavirüs salgınının dünyaya yayılmasında ihmali olduğu' gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Dilekçesinde “Türk Ceza Kanunu'nun 77'nci maddesiyle insanlığa karşı işlenen suçlar ve uluslararası ceza mahkemesi statüsü 7'nci madde de düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile herhangi bir sivil nüfusa karşı yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenen öldürme, toplu yok etme suçları kapsamında yargılanmaları” gerektiğini serdetmiştir[51]. Bu ceza hukuku bağlamındaki girişimlere ek olarak, Çin aleyhine Ankara’da tazminat davaları da açıldı. Davayı açan avukat “haksız fiilin ortaya çıktığı ülkenin Çin, zararın meydana geldiği ülkenin Türkiye olduğu ve Türk yargısının söz konusu zararlarda yetkili olduğu hususunu değerlendirerek 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında tazminat davası” açtığını belirtmektedir [52].

 

V. Çin Açısından Durumun Geleceği

Vakanın dünyaya yayıldığı Çin, uluslararası toplumun “olağan şüphelisi” konumundadır. Çin’in de kendi içinde ilk günden bu yana yaşamış olduğu bu sağlık krizi siyasal ve ekonomik bir krize dönmüştür. Peki davalı konumuna düşme ihtimali beliren Çin’in durumu hukuki açıdan nasıldır? Bu sorunun cevabı “uluslararası ilişkiler” bağlamında daha geniş biçimde ele alınacaktır, şüphesiz. Ancak hukuki açıdan, meselenin başat faktörlerine değinmek gerekir.

Sağlık yönünden Çin’in uluslararası antlaşmalarla kayıt altında olduğu açıktır. UST’nin Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti, Hong Kong Özel İdare Bölgesi, Makau Özel İdare Bölgesi ve Tayvan Eyaleti dahil olmak üzere bütün Çin Halk Cumhuriyeti topraklarına uygulanmasına karar vermiştir[53].  Sağlık Bakanlığını, UST uyarınca “Ulusal Odak Noktası” olarak kabul etmiştir[54].  UST’nin uygulanması gerekliliklerinin karşılanması için, Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Çin Halk Cumhuriyeti Hudut Sağlık ve Karantina Kanunu’nu revize etmeyi, uluslar arası ilgiye sahip kamu sağlığı tehlikeleri ve kamu acil sağlık durumlarına hızlı ve etkili yanıt vermeyi sağlayacak çekirdek kabiliyet oluşturma, geliştirme, güçlendirme ve sağlama işlemlerini yerine getirip, bunu adapte etmeyi[55], “59. Dünya Sağlık Kurulunun üye devletleri gönüllü bir şekilde, UST’nin kuş gribi ve pandemik grip riskleri ile ilgili hükümleri ile hızlı bir şekilde uyum sağlama çağrısını[56]”, kabul etmiştir. Yine Çin’in imza ettiği biyolojik silahların kullanımına ilişkin akitler ve UCM Tüzüğü bağlamındaki yükümlülükleri bir kül halinde ele alınmak gerekir. Bu tablo karşısında, Çin’in girdiği yükümlülükler anlamında şayet belirtildiği gibi ihlalleri varsa bundan yukarda belirttiğimiz ilke ve çerçevede sorumluluğu doğabilecektir.  Ancak şunun bilinmesi gerekir ki, ancak konu BM Güvenlik Kurulu’na gelse bile Çin'in tek başına bile veto ederek yaptırımlardan kurtulabilmesi mümkündür[57]. Kısmen de olsa benzeri hal UCM içinde geçerli olabilecektir[58]. Bölgesel nitelikli yargılama yetkisi haiz kurumlardan (AİHM gibi) “taraf olmadığı” için sorumlu tutulması da hukuken mümkün değildir. Ancak, uluslararası düzlemde, Çin firmalarının ve gerçek kişiler aleyhine dava açılması mümkündür. Bunlar, tazminat ve ceza davaları görünümü arz edebilir. Bu halde, suçların ve haksız fillerin vasfı gereği ülkelerin yargılama karar verme yetkilerinin haiz olduğu söylenebilir. Ancak şu öngörüyü ortaya koymak gerekir:

  1. İddiaların ispat edilmesi çok zordur. İhmal, sızma, saldırı gibi iddiaların “somutlaştırılması” çok mümkün görünmemektedir.
  2. Çin hakkında verilecek ulusal yargı kararlarının bağlayıcılığı mümkün görünmediği gibi, ismi geçen (devlet başkanı, diplomat, asker vb) gerçek kişiler hakkındaki kararların uygulanmasının sonucunun “büyük bir kriz” doğuracağı açıktır.
  3. Çin, bu konuda tam tersi bir iddia ile gündeme gelerek, ABD ve bir başka devletin sorumluluğu gerekçesi ile hukuki girişimler yapabilir ki, dünyada yeni bir kutuplaşmanın da habercisi olabilecek nitelikte bir sürecin başlayacağını akla getirmektedir.

 

Sonuç

Korona, uluslararası hukuka yeni bir “dizayn” getirecek potansiyele haiz bir meseledir. Herkesin bir diğerini siyaseten suçladığı bir zemininden, hukuk kurumlarını işletmesi aşamasına geçmesi olasıdır ki bu yönde her ne kadar “kişisel” adımlar gibi görünse de, gelişen sürecin bir hukuki hesaplaşma da doğuracağı, yada hesabın görülmek üzere hukuk kurumlarına havale edilmesini yaşayacağımızı değerlendirmekteyiz.

Birçok devlette bu tip tartışmalar yapılıyor ve dava girişimleri söz konusudur. Tüm ülkelerde (ülkemiz de dahil) “manevi zarar” yönünden Çin hükümetine karşı davalar ve suç duyurularının, dünyada ciddi bir kamuoyu oluşturma süreci yavaş yavaş devreye girmiştir. Bu yoğunluklu durum Çin’in bu konuda (teorik olarak) tazminata mahkum edilmesi noktasına da varabilir. Ya da Çin bu davalara gerek kalmadan bir tazminat paketi açıklayabilir. Fakat burada her şeye rağmen hukuki açıdan ve bunun yansımaları noktasında aşağıdaki üç konunun doğuracağı sonuçları yadsıyamayız: 

 

  1. İlki, ABD’deki davaların “terörizm” üzerinden yürümesidir ki bu noktada Çin ile ilişkilerin telafisi güç  düzeyde gerginlik doğurması sonucunu görebiliriz. 
  2. İkincisi ise konunun UAD’da taşınması ihtimalidir. Bu halde de BM Güvenlik Konseyinin devreye gireceğini, ancak her halukarda olası bir tazminat kararının “infaz edilsin veya edilmesin” Çin’i uluslararası alanda zora sokacağı bir dönemi görebiliriz. Aynı durumun UCM’nin konuyu ilişkin dava açmasında da vaki olacağının değerlendirmekteyim.
  3. AB açısında ise AİHM’in kendini test edeceği ve siyasi baskıyı en net biçimde yaşayacağı bir döneme girdiğimizi düşündüğümüzü belirtmek isteriz.

Tüm bu devletler için yapılan değerlendirmelerin yanı sıra ve bizce en büyük sorunun, gerek uluslararası hukukun, toplum sağlığının korunması ve özellikle salgınlar bakımından, söz konusu salgından ciddi ve olumsuz şekilde etkilenenler için güçlü bir yargılama ve yaptırım mekanizması öngörme konusunda yetersiz kaldığının altını çizmekte fayda vardır. Yukarda atfını yaptığımız tüm metinler böylesine büyük etki doğuran bu olaydan öncedir. Görüldüğü kadarıyla, tüm dünya devletlerinin birlikte hareket etmesi noktasında sorunlar doğurmakta, bölgesel ligleri bile çatırdatan bu durum, “yeni bir uluslararası hukuk sistemi” üzerinde düşünülmesini gerektirmektedir. Gelişmemiş ülkelerin “denek”; gelişmiş ülkelerin “ilaç satan” konumu değişmek zorundadır. Kamu sağlığı gibi en önemli konuda bile, durumun ne olacağı noktasındaki belirsizlik meselenin ciddi olarak ele alınmadığını gözler önüne sermektedir. Belki bu noktada sorulacak en doğru soru şudur: Halk sağlığı nedeniyle doğan sorunları çözmek için en etkin, adil ve orantılı mekanizma ve statü nedir?

 

Kaynakça

 

  • ACER, Yücel, Uluslararası Hukukta Saldırı Suçu, Roma, Ankara, 2004
  • AKSAKOĞLU, Gazanfer. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Politikalarında Değişim. Sol, 2003, 199: 41-45.
  • AKSAR, Yusuf, “Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)”, AÜHFD. 52 (2). S.125-139.
  • BAYILLIOĞLU, Uğur; “Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Türkiye”, AÜHF Dergisi 56 / 1 (Mart 2007): 51-121.
  • BUDAK, Fatih/ KORKMAZ, Şükrü, “COVID-19 Pandemi Sürecine Yönelik Genel Bir Değerlendirme: Türkiye Örneği. Sosyal Araştırmalar ve Yönetim Dergisi,” 2020, (1), 62-79.
  • ÇELEBİ, Mustafa Burak, İnsan Haklarının Uluslararası Düzeyde Korunması ve Birleşmiş Milletler Sistemi, Selçuk Üniversitesi SBE, 2012, Konya (Yüksek Lisans Tezi)
  • ÇINAR, M.Fatih, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin Gelişimi Işığında Uluslararası Ceza Divanı, Çanakkale, 2004, s.119– 202. GÜNDÜZ, Aslan Milletlerarası Hukuk Temel Belgeler–Örnek Kararlar, BETA, 5. Bası, İstanbul, 2003.
  • DUTERTRE, Gilles, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarından Alıntılar, Avrupa Konseyi 2005, (Printed at the Council of Europe, April 2005), s.406 vd.

·GRAY, John, “Why this crisis is a turning point in history”

  • GÜNAL, Kurşun, 101 Soruda Uluslar Arası Ceza Mahkemesi, 2011, Ankara, İnsan Hakları Gündemi Derneği Yayını.
  • Karşılaştırmalı Anayasa Çevirileri, TBMM Araştırma Merkezi Yayını, Haziran 2012,
  • KILIÇ, Ali Şahin, “Uluslararası Ceza Mahkemesi Ve Devletlerin Egemenliği Üzerine Ulusal Egemenlik Odaklı Bir İnceleme”, AÜHF Dergisi, C.58 S.3, s.615-657
  • [1]KIVANÇ, Meral Madenoğlu, “Evrensel Sağlık Bildirgeleri ve Türkiye’de Sağlık Reformları”, Sağlık ve Hemşirelik Yönetimi Dergisi, Sayı 3. Cilt.2 Yıl.2015, s.162-166,
  • KOCABAŞ, Sadık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Taraf Devletlere Yüklediği Pozitif Yükümlülükler, Süleyman Demirel Üniversitesi SBE, 2009, Isparta, s. 3-12
  • M. Diaz, Jr.; M. Colomar-Garcia; B.C. Hadaway; G.E. Davidson; X.J. Zhao; J. Coronado; Z. Pan (2020, forthcoming) "The Façade of COVID-19 Class Action Litigation Against China Under the Foreign Sovereign Immunities Act"
    (TDM, ISSN 1875-4120) May 2020, www.transnational-dispute-management.com
  • NALBANT,Atilla, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasal Bireysel Başvuru” Anayasa Yargısı 32 (2015), s.423-442 (Basım: Kasım 2016, Anayasa Mahkemesi Yayınları) (Anayasa Mahkemesi’nin 53. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen “Bireysel Başvuru Kararlarının Değerlendirilmesi; Sorunlar ve Çözüm Yolları” Konulu Sempozyumda Sunulan Bildiriler)
  • ÖZLAP, Zeynep, “Covid-19 Bağlamında Devletlerin Hak ve Sorumlulukları” Social Sciences Research Journal, 9 (2), 127-132.
  • PADORO, Alessandra “COVID-19: Testing the Limits of Human Rights” European Journal of Risk Regulation, Vol. 11:2, 2020, s.317-325
  • SAMANCI, Uğur, “Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) ve Hukuki Niteliği, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 16, Sayı: 2, 2014, s. 113-169 (Basım Yılı: Şubat 2016) s.135.
  • SAMANCI, Uğur, Dünya Sağlık Örgütü Ve Normatif İşlevi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt: 18, Sayı: 1, Yıl: 2016, Sayfa: 55-89
  • ŞİMŞEK, Murat, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin Taraf Olmayan Devletler ve Devlet Başkanları Üzerindeki Yargı Yetkisi: Sudan Örneği”, IV. Türkiye Lisansüstü Çalışmaları Kongresi - Bildiriler Kitabı II, s.151-163.
  • OECD ve IBRD/Dünya Bankası “Yakın Tarihte Yapılan Sağlık Reformları Öncesi Türk Sağlık Sistemine Genel Bakış” (Erişim 19.04.2020).

 

·“İspanya hükümetine toplu korona davaları”: https://p.dw.com/p/3dUP7

·İtalya'da korona mağdurları dava açıyor”: https://p.dw.com/p/3dUP7

·Uluslararası Sağlık Tüzüğü, https://www.hssgm.gov.tr/content/documents/uluslararasi_antlasmalar/Uluslararas%C4%B1%20Sa%C4%9Fl%C4%B1k%20T%C3%BCz%C3%BC%C4%9F%C3%BC.pdf,  10.07.2020

·https://covid19.saglik.gov.tr/

·https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr

·https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/depo/rehberler/COVID-19_Rehberi.pdf

·(https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/gunluk-vaka.html

·https://nationalpost.com/news/world/covid-19-terror-charge-for-n-j-man-who-allegedly-coughed-on-supermarket-worker-said-he-had-virus, 26.05.2020

·https://tr.euronews.com/2020/07/09/dso-direktoru-dr-hans-kluge-ilk-yurt-d-s-ziyareti-icin-turkiye-de-istanbul-ofisi-yak-nda-a, 09.07.2020

·https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ingilterenin-kovid-19-mucadelesi-suru-bagisikligiyla-basladi-olumlerde-avrupanin-zirvesine-tirmandi/1867431 , 06.06.2020

·https://www.aa.com.tr/tr/kategori-sayfasimanset/adan-zye-kovid-19-rehberi/1777116

·https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/saglik-bakani-koca-cinden-gelen-butun-ucuslarinay-sonuna-kadar-durdurulmasi-kararini-aldik/1722807

·https://www.businesstoday.in/current/world/usd-20-trillion-lawsuit-against-china-us-group-says-coronavirus-bioweapon/story/399071.html, 02.04.2020

·https://www.haberturk.com/sirnak-haberleri/77037664-sirnakli-avukat-cin-devlet-baskani-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu, 09.04.2020 https://www.cnnturk.com/turkiye/turk-avukatlardan-koronavirusun-yayildigi-cine-dava, 14.05.2020

·https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-salgini-ile-mucadelekapsaminda-pazar-satis-yerleri-ile-ilgili-ek-genelge

·https://www.nytimes.com/2020/03/25/us/coronavirus-terrorism-nj.html, 25.03.2020

·https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200414-16.pdf

·https://www.trthaber.com/haber/gundem/aihmden-turkiye-aleyhine-yapilan-koronavirus-basvurusuna-ret-486707.html https://www.memurlar.net/haber/903649/doktordan-cindeki-enstitu-hakkinda-suc-duyurusu.html, 05.05.2020

·https://www.ttb.org.tr/userfiles/files/covid19-rapor.pdf

·http://ww.siteresources.worldbank.org/.../OECDReviewsOfHealthSystemsTurkey_Chp4tr.pdf

·https://www.newstatesman.com/international/2020/04/why-crisis-turning-point-history, 01.04.2020

 

 

[1] GRAY, John, “Why this crisis is a turning point in history” https://www.newstatesman.com/international/2020/04/why-crisis-turning-point-history, 01.04.2020

[2] ÖZLAP, Zeynep, “Covid-19 Bağlamında Devletlerin Hak ve Sorumlulukları” Social Sciences Research Journal, 9 (2), s.128

[3] Bkz. Karşılaştırmalı Anayasa Çevirileri, TBMM Araştırma Merkezi Yayını, Haziran 2012, (Erişim:https://www.tbmm.gov.tr/yayinlar/anayasa_calismalari.pdf). Avrupa Birliği Ülkelerinin Anayasa tercümeleri için bkz.: https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/bitstream/handle/11543/2778/201104868.pdf?sequence=1&isAllowed=y

[4] Devletlerin sorumluluğuna dair tespitler için bkz: ÖZLAP, Zeynep, “Covid-19 Bağlamında Devletlerin Hak ve Sorumlulukları” Social Sciences Research Journal, 9 (2), 127-132.

[5] KIVANÇ, Meral Madenoğlu, “Evrensel Sağlık Bildirgeleri ve Türkiye’de Sağlık Reformları”, Sağlık ve Hemşirelik Yönetimi Dergisi, Sayı 3. Cilt.2 Yıl.2015, s.162-166, https://www.journalagent.com/shyd/pdfs/SHYD_2_3_162_166.pdf, s.163

[6] SAMANCI, Uğur, “Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) ve Hukuki Niteliği, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 16, Sayı: 2, 2014, s. 113-169 (Basım Yılı: Şubat 2016) s.135.

[7] Bu durum UST’e  58.Sağlık Asamblesi sonucunda; “…Milletler Genel Kurulunun, Uluslararası Sağlık Tüzüğünün önemini vurgulayan ve bunların revizyonuna öncelik verilmesini isteyen, küresel halk sağlığında kapasite oluşturmayı zenginleştiren 58/3 kararını memnuniyetle karşılayarak; DSO’nun küresel salgın alarmındaki rolünün ve yükümlülükleri ile ilgili bir şekilde halk sağlığı durumlarına yanıtlarının devam eden önemini vurgulayarak;  Uluslararası Sağlık Tüzüğünün hastalıkların uluslararası salgınına karşı koruma için kilit küresel araç olarak devam eden öneminin altını çizerek;    Uluslararası Sağlık Tüzüğünün Revizyonunda Hükümetler Arası Çalışma Grubunun elde ettiği başarılı sonucu takdir ederek, Bundan sonra “Uluslararası Sağlık TÜZÜĞÜ (2005)” olarak anılacak olan ve bu karara eklenmiş olan revize edilmiş Uluslararası Sağlık Tüzüğünü KABUL ETMİŞTİR” ibaresi ile derç olunmuştur. (Bkz. Tüzüğün “Revizyon” Bölümüne)

[8] Bkz. Tüzüğün EK.1 bölümüne.

[10] AKSAKOĞLU, Gazanfer. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Politikalarında Değişim. Sol, 2003, 199: 41-45.

[11] DSÖ’nün normatif işlevi hakkında bkz: SAMANCI, Uğur, DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ VE NORMATİF İŞLEVİ, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt: 18, Sayı: 1, Yıl: 2016, Sayfa: 55-89 (pdf: https://www.researchgate.net/publication/301645544_DUNYA_SAGLIK_ORGUTU_VE_NORMATIF_ISLEVI)

[14] Yasal Yetki, İmtiyazlar ve Dokunulmazlık

Madde 66- Örgüt’ün her Üye Devletin alanı içine amacını gerçekleştirebilmesi ve fonksiyonlarını yapabilmesi için gerekli derecede kanuni yetkisi olmalıdır.

 Madde 67- a) Örgüt, her Üye Devletin alanında amacını gerçekleştirebilmesi ve fonksiyonlarını yapabilmesi için gerekli derecede imtiyaz ve dokunulmazlığa sahip olmalıdır. b)  Üye Devletlerin temsilcileri, Yönetim Kurulu’nda hizmet etmek üzere seçilen kimselerle Örgüt’ün teknik ve yönetimsel elemanları, Örgüt’e ilişkin görevlerini bağımsız bir şekilde yapabilmeleri için gerekli olan imtiyaz ve dokunulmazlıktan aynı şekilde yararlanırlar

Madde 68- Bu yasal yetki, imtiyaz ve dokunulmazlık, Örgüt’ün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile beraberce hazırlayacağı ve Üye Devletler arasında akdedilecek olan ayrı bir anlaşma ile belirtilir. 

[16] Bkz. ÇELEBİ, Mustafa Burak, İnsan Haklarının Uluslararası Düzeyde Korunması ve Birleşmiş Milletler Sistemi, Selçuk Üniversitesi SBE, 2012, Konya (Yüksek Lisans Tezi) s.86 vd.

[17] Detaylı bilgi için: GÜNAL, Kurşun, 101 Soruda Uluslar Arası Ceza Mahkemesi, 2011, Ankara, İnsan Hakları Gündemi Derneği Yayını.

[18] Konunun tarihi gelişimi için bkz: ÇINAR, M.Fatih, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin Gelişimi Işığında Uluslararası Ceza Divanı, Çanakkale, 2004, s.119– 202. GÜNDÜZ, Aslan Milletlerarası Hukuk Temel Belgeler–Örnek Kararlar, BETA, 5. Bası, İstanbul, 2003.

[19] Saldırı suçlarının tanımı noktasında düşünlen tereddüt, bu bağlamdaki suçlara dair yargılama yetkisini sonraya bıraktırmıştır: ACER, Yücel, Uluslararası Hukukta Saldırı Suçu, Roma, Ankara, 2004

[20] BAYILLIOĞLU, Uğur; “Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Türkiye”, AÜHF Dergisi 56 / 1 (Mart 2007): 51-121.

[21]  Uluslararası hukukta insan hakları üzerine yapılmış ve 1949 yılında imzalanmış önemli sözleşmelerdendir ve uluslararası olan veya olmayan çatışma durumunlarında silahlı güçler ve insani yardım örgütleri tarafından uyulması beklenen standartları belirler. 

[22] Bkz. AKSAR, Yusuf, “Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)”, AÜHFD. 52 (2). S.125-139. https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/48628/2571.pdf?sequence=1&isAllowed=y , ŞİMŞEK, Murat, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin Taraf Olmayan Devletler ve Devlet Başkanları Üzerindeki Yargı Yetkisi: Sudan Örneği”, IV. Türkiye Lisansüstü Çalışmaları Kongresi - Bildiriler Kitabı II, s.151-163.

[23] KOCABAŞ, Sadık, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Taraf Devletlere Yüklediği Pozitif Yükümlülükler, Süleyman Demirel Üniversitesi SBE, 2009, Isparta, s. 3-12

[24] “Şikayet Edeceğiz!”

[25] “İtalya'da korona mağdurları dava açıyor”: https://p.dw.com/p/3dUP7

[26] “İspanya hükümetine toplu korona davaları”: https://p.dw.com/p/3dUP7

[27] Bernd Riegert’in Robert Spano ile yaptığı Deutsche Welle’de (Türkçe) "Salgın AİHM'nin iş yükünü artırabilir" başlığı ile yayımlanan mülakatı: https://p.dw.com/p/3cnw3, 26.05.2020

[28] Bkz. Martin Scheinin’in “ COVID-19 Symposium: To Derogate or Not to Derogate?” başlığı altında yaptığı sunum özeti için : http://opiniojuris.org/2020/04/06/covid-19-symposium-to-derogate-or-not-to-derogate/, 06.04.2020

[29] “Savaştayız”

[30] SPADORO, Alessandra “COVID-19: Testing the Limits of Human Rights” European Journal of Risk Regulation, Vol. 11:2, 2020, s.317-325

İndirme Bilgileri: https://www.cambridge.org/core. IP address: 176.40.228.1, on 09 Jul 2020 at 21:16:48, subject to the Cambridge Core terms of use, available at https://www.cambridge.org/core/terms. https://doi.org/10.1017/err.2020.27

[31] Bkz: “İngiltere'nin Kovid-19 mücadelesi 'sürü bağışıklığıyla' başladı, ölümlerde Avrupa'nın zirvesine tırmandı”, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ingilterenin-kovid-19-mucadelesi-suru-bagisikligiyla-basladi-olumlerde-avrupanin-zirvesine-tirmandi/1867431 , 06.06.2020

[32] ‘Sürü bağışıklığı’ çöktü

 https://www.birgun.net/haber/suru-bagisikligi-coktu-292678, 22.03.2020

[33] Epidemiyolog Gideon Meyerowitz-Katz, Science Alert için kaleme aldığı yazıda sürü bağışıklığının corona virüse karşı neden etkisiz kaldığını açıkladı: https://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/suru-bagisikligi-corona-virusu-covid-19-karsi-neden-etkisiz-kaldi-bilim-dunyasindan-cevap-geldi, 31.03.2020

[34] Konuyla ilgili olarak bkz: NALBANT,Atilla, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasal Bireysel Başvuru” Anayasa Yargısı 32 (2015), s.423-442 (Basım: Kasım 2016, Anayasa Mahkemesi Yayınları) (Anayasa Mahkemesi’nin 53. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen “Bireysel Başvuru Kararlarının Değerlendirilmesi; Sorunlar ve Çözüm Yolları” Konulu Sempozyumda Sunulan Bildiriler)

[35]DUTERTRE, Gilles, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarından Alıntılar, Avrupa Konseyi 2005, (Printed at the Council of Europe, April 2005), s.406 vd.

[37] Açılan dava olarak  Mahkeme bu konuda dava açmak isteyenleri bu dosyada toplayıp karar verebilecek… Ölümler arttıkça bu davaya da talep artacağa benziyor. Hatta başka ülke yurttaşlarının dahi davaya müdahil olmaları gündeme gelebilir. Bu konuda bkz: M. Diaz, Jr.; M. Colomar-Garcia; B.C. Hadaway; G.E. Davidson; X.J. Zhao; J. Coronado; Z. Pan (2020, forthcoming) "The Façade of COVID-19 Class Action Litigation Against China Under the Foreign Sovereign Immunities Act"
(TDM, ISSN 1875-4120) May 2020, www.transnational-dispute-management.com

[40] Bu konudaki değerlendirmeler için : KILIÇ, Ali Şahin, “Uluslararası Ceza Mahkemesi Ve Devletlerin Egemenliği Üzerine Ulusal Egemenlik Odaklı Bir İnceleme”, AÜHF Dergisi, C.58 S.3, s.615-657

[42] İnsanlığa karşı işlenen suçlar, 2002’den beri yürürlükte bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nün 7. maddesinde ayrıntılı düzenlenmiştir. Öldürme, toplu yok etme, köleleştirme vb eylemleri içermektedir

[43] https://edition.cnn.com/2020/04/22/us/missouri-lawsuit-china-coronavirus/index.html

[44] “COVID-19: Terror charge for N.J. man who allegedly coughed on supermarket worker, said he had virus”, https://nationalpost.com/news/world/covid-19-terror-charge-for-n-j-man-who-allegedly-coughed-on-supermarket-worker-said-he-had-virus, 26.05.2020

 “A Man Coughed on a Wegmans Employee. Now He’s Charged With a Felony”, https://www.nytimes.com/2020/03/25/us/coronavirus-terrorism-nj.html, 25.03.2020

[45] ABD'de bir market, müşterinin üzerine öksürdüğü 35 bin dolarlık ürünü Covid 19 şüphesiyle çöpe attı, https://tr.euronews.com/2020/03/27/abd-de-bir-market-musterinin-uzerine-oksurdugu-35-bin-dolarl-k-urunu-covid-19-suphesiyle-c, 27.03.2020

[46] Daha detaylı bilgi için: BUDAK, Fatih/ KORKMAZ, Şükrü, “COVID-19 Pandemi Sürecine Yönelik Genel Bir Değerlendirme: Türkiye Örneği. Sosyal Araştırmalar ve Yönetim Dergisi,” 2020, (1), 62-79.

[47] Cumhurbaşkanı Kararı, Karar No.2399, 14.04.2020 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200414-16.pdf

[48] DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge: "Bugün sizlerle paylaşmak istediğim üç ana kilit mesajım olacaktır. Türk halkına, Türk yetkili makamlarına pandemiye karşı verdiği yanıt ülke ve ülke sınırlarını aşacak şekilde dayanışma sergiledikleri için, acil sağlık durumuna karşı böylesine bir tavır sergiledikleri için içten takdir ve teşekkürlerimi sunmak isterim." , https://tr.euronews.com/2020/07/09/dso-direktoru-dr-hans-kluge-ilk-yurt-d-s-ziyareti-icin-turkiye-de-istanbul-ofisi-yak-nda-a, 09.07.2020

[49] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 19.05.2020 tarihli 17872/20 başvuru numaralı Hakim K.Ryngielewicz imzalı K.M ve diğerleri/ Türkiye Başvurusu Kararı (Başvurucular: Khaton, Mukhammed, Umar, Anel, Khava MAZIEVA)

Karara ilişkin habere:https://www.trthaber.com/haber/gundem/aihmden-turkiye-aleyhine-yapilan-koronavirus-basvurusuna-ret-486707.html linkinden ulaşabilirsiniz.

[53] UST, III.Beyanlar ve Bildirimler, 1.paragraf

[54] UST, III.Beyanlar ve Bildirimler, 2.paragraf (Bu tüzüğe göre gerekli yükümlülükleri yerine getirmesi için belirlenen birim)

[55] UST, III.Beyanlar ve Bildirimler, 3.paragraf

[56] UST, III.Beyanlar ve Bildirimler, 4.paragraf

[57] BM Antlaşması, m.23 vd.

[58] UCM Tüzüğü m.16, 53/3,

Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim