• İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Aşkar Dergisi Öykü Editörü Regaib Albayrak’la Konuştuk

Aşkar Dergisi Öykü Editörü Regaib Albayrak’la Konuştuk
İzdiham: Niçin yazıyorsunuz?
 
Lise çağlarım. O vakte kadar hayata dair fazlaca bir düşüncem yok. Sanırım “Doğduk, büyüyoruz ve öleceğiz” gibi düşünceler ile ergenlik zamanlarım geçiyor. Klasik bir ailenin çocuğu nasıl olursa öyleyim işte. Boynumuz yerde falan dolaşıyoruz. Sürekli âşık oluyoruz ama açılamıyoruz. Bir gün yeni bir hocanın dersimize gireceği söylendi. Bekliyoruz gelsin de girsin derse, görelim bakalım kimmiş bu hoca. Adam derse girdi ama ne girme. Ondan sonra hiç çıkmasın istedim dersten. Allah’ım sana yalvarıyorum ders bitmesin diyordum. Cemil Meriç okuyoruz! Derste hem de! Müfredat yok! Özne, yüklem, zarf, zamir falan yok! Bu hayatı niçin yaşıyoruz? Diye bir soru odağımızda. Sahi bu hayatı niçin yaşıyoruz?
 
Maksat hâsıl olacaksa yazmalı insan. Yoksa boş yere debelenip dururuz. Beni yazmaya lisedeki bir hocam teşvik etti. O zamanlar yazmaya başladım. İşte, metinlerimi heyecanla götürüyorum; okuyor, yorumluyor, sabrediyor, bize önem veriyor. Bize önem veriyor! Liseli bir ergensiniz ve bir hoca tarafından ciddiye alınıyorsunuz, bu muazzam bir şey.
 
Bir derdimiz var. Bir de gönül diye bir şeye sahibiz ki sanırım çağımızda en çok bunu es geçiyoruz. Derdimizi yazarak anlatmaya çalışıyoruz. Konuşunca büyüyor çünkü kibrimiz. Tek derdim ve maksadım insanlık. Halletmemiz gereken büyük bir meselemiz var, insanlık! Sanırım bunun için yazıyorum.
 
İzdiham: Yalnız olduğunuzu düşünüyor musunuz?
 
Benim adım baştan yazılmıştır yalnızlığın yanına / ki yalnızlık böyle öğrendi ne manaya geldiğini / Rabbim neden böyle yalnız kalır insan / senin varlığının gölgesinde güneşe gülümserken / “yaratılmışların en şereflisi” mertebesinde…
 
İzdiham: Edebiyat delilik midir?
 
“Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?” demiş ya İsmet Özel. İşte tam da budur edebiyat.
 
İzdiham: Sizi özetleyen en iyi cümle nedir?
 
“Bir kalbi yoksa, insan nereye gidebilir?”
 
İzdiham: Sizi yazmak mı daha çok heyecanlandırıyor; yoksa eserlerinizin okunması mı?
 
Bu ikisinin birbiri ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bir yazarın gayesi yalnızca yazmak değildir elbette. Yazdığı şeylerin muhataplarına ulaşması/ulaştırılmasıdır da. Yazdığım öykülerle alakalı geri dönüşler aldığımda elbette mutlu oluyor ve yeni bir ürün ortaya koyduğumda kimi zaman heyecanlanıyorum da. Lakin öyle durumlar vardır ki yazdığın şeyler sana heyecan vermez. 
Bu haber toplam 346 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Devlet Ve Edebiyatın Gücü11 Ekim 2018 Perşembe 15:48
  • Ahmet Kabaklı Yazdı: Tarık Buğra11 Ekim 2018 Perşembe 09:34
  • Ömer Seyfettin’den Cemal Şakar’a öykü ve ironi08 Ekim 2018 Pazartesi 15:39
  • Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir Kitabından Bir Bölüm06 Ekim 2018 Cumartesi 10:14
  • Han El Ahmar düşerse Kudüs düşer02 Ekim 2018 Salı 14:25
  • Merve Can Değerlendirdi: “Budala” Üzerine Notlar02 Ekim 2018 Salı 14:19
  • Haluk Cemil Bey02 Ekim 2018 Salı 14:14
  • Mevlana Araştırmaları Derneği Etkinlikleri Başladı01 Ekim 2018 Pazartesi 16:47
  • Engin Turgut, Hiçlik Ağıdı29 Eylül 2018 Cumartesi 14:58
  • Kitabı anlatan 111 kitap29 Eylül 2018 Cumartesi 14:54
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim